Nobel odulu dedigin nedir ki: 3-5 adamin bir araya gelip, bu sene siyasi olarak kimleri, hangi gorusleri destekligecegiz diye karar vermesi olayidir. Genelde de sermaye piyasasi tarafindan verilmis kararlar bu 3-5 adama dikte ettirilir. Evet Nobel odulu hakkinda aynen boyle dusunuyorum.
Ne zamandan beri boyle dusunuyorum? Bu adamlar 2 kelimeyi yan yana getirip 1 cumle kuramayan (ne konusabilen, ne de yazabilen) Orhan Pamuk’a sirf Turkler Erminileri katletmislerdir dedi diye bu odulu verdiklerinden beri (hatta ve hatta odul aldigi kitabin kopya oldugu ortaya cikmistir);
Obama’nin baskan secildigi yil Obama’ya yalakalik olsun diye Nobel Baris Odulu’nu verdiklerinden beri (Obama bile bu duruma sasirmis, ben ne yaptim ki baris adulu aliyorum demister);
simdi adini hatirlayamadigim Iranli bir yazara sirf Iran’daki yonetime muhalif diye bu odulu verdiklerinden beri benim icin bu odulun hicbir onemi kalmamistir. Ben sadece bu 3 ornegi biliyorum, ama oturup arastirsak eminim ki digger odul alan kisilerin bu odulleri almasinda kesinlikle siyasi nedenler ortaya cikacaktir. Neyse bu benim nezlimde Nobel odulunun degeridir, ama bu yaziyi yazmamin asil nedeni bu degil.
Bu yaziyi yazmamin asil nedeni Turk Halki’nin 11 Kasim 1938’den sonra nasil bir sekilde hormonlanip genetiginin bozulmasi (hormonlanip genetiginin bozulmasi tabirinin tum haklari Umit Kocasakal'a aittir, benim burda anlatmaya calistigimi cok guzel bir sekilde pekistirdigi icin kullanmak istedim) ve bu bozulma sonucu da nasil bir asagilik kompleksine kapilmis olmasi ve bu asagilik kompleksinden kurtulamamasidir. Evet Turk Halki'nin genetigi bozulmusdur, ve sadece ve sadece 1920 - 1938 arasi haric yuzyili gecgin bir zamandir bu asagilik kompleksi ile yasamaktatir. Gerci bunun en guzel ornegini yillardir futbol basta olmak uzere takim sporlarina olan buyuk ilgisinde cok acikca goruyoruz. Kendine guveni olan kisiler ve toplumlar ferdi sporlara karsi
daha ilgilidirler, seyretmekle kalmazlar kendileri de bu sporlari yaparlar. Zaten kendilerine guveni oldugu icin ve bu sporlar tek basina da yapilabildigi icin, bu insanlar bu sporlari ozel hayatlarinin icine monte ederler. Bu demek degildir ki bu toplumlar takim sporlarina ilgi gostermezler. Gosterirler, ama bu ilgi daha cok sporu yapma yonundedir. Sadece seyredip, bir yenilgi ile yas tutmaz, ya da bir galibiyetle kendilerinden gecip bayram ilan etmezler. Kendilerine ait olmayan seylerler tatmin olmazlar. Onlar icin bu sporlari seyretmek, kimin nasil oynadigini ogrenmek, bilgilenmek icin onemlidir. Turk halki ise aynen bu ikincisini yapar; ne kendi spor yapar, ne de calisir; cunku,
tembeldir, kendine guvenmez, asagilik kompleksinin dibine sahiptir. Tabi bunda Kenan Evren doneminin hizlandirilmis katkisi cok ama cok buyuktur. Bu adi gecen zat ozellikle Turk gencliginin kendine guvenini yitirmesi icin elinden gelen herseyi yapmistir. Hatta ve hatta ebeveynlerin icine cocuklarini bu sekilde buyutmeleri icin korku salmis, cocuklarin daha aileden kisiliksiz cikmalarini saglamistir. Bakin ufak bir karsilastirma yapalim: Turkiye ve ABD'nin futbol basarisini karsilastiralim. Turkiye'de futbol ne zaman baslamistir. 1900lerin basinda Ingiliz isgali ile baslamistir. Peki ABD'de ne zaman baslamistir? 1990larda. Peki ABD ve Turk takimlarinin, ki ABD'de su anda bile dogru durust sehir takimlari yoktur, dunyada elde ettigi basarilari karsilastiralim. ABD her donem dunya kupasina gidiyor, Turkiye nal topluyor. Simdi bazi kisiler Kuzey Amerika grubunun zayif oldugunu soyleyebilirler; peki ABD nasil oluyor da dunya kupasina gittiginde diger takimlara kok sokturuyor; Turkiye nal topluyor; Hemen hemen her ABD Turkiye macini ABD kazaniyor;
Nasil oluyor da Turk takiminda bir istikrar olmuyor; Nasil oluyor da 6 takimli bir grupta 3ncu oldu diye zafer ilan ediliyor (bana gore hezimetten baska birsey degildir)? Nedeni sudur, ABD'de insanlar futbol oynuyor ve spor yapmakla tatmin oluyor, Turkiye'de ise insanlar sporu seyrediyor ve seyretmekle tatmin oluyor. Bir de buna Turkiye'de bugune kadar futbola yapilan yatirimi dusunurseniz, iciniz yanar. Bu yatirimlar eger egitime yapilsaydi simdi Turkiye cok farkli bir yerde olurdu. Turk insani mac seyreden degil, her bir sehrinde, her bir koyunde mac yapan insan olurdu. Onemli olan seyretmek degil, oynamaktir. Yukarida da soyledigim gibi bu iki seyin farki kendine olan guvendir. Kendine guveni olmayanlar her zaman asagilik kompleksine sahip olurlar, korkak olurlar, basarisiz olurlar.
Simdi diyeceksiniz ki futbol ile Nobel odulunun alakasi nedir? Cok alakasi var. Kendine guveni olmakla olmamak gibi; asagilik kompleksi olup da olmamak gibi; kendi yaptigindan tatmin olmakla, yapani seyretmekten tatmin olmak gibi. Ne demek istiyorum? Aziz Sancar! Gectigimiz haftalarda buyuk bir zevkle gerek sosyal yayinda gerekse gazete ve televizyonlarda izledim. Aman Aziz Sancar (bir Turk!) Nobel odulunu aldi, aman Aziz Sancar televizyonda ben Turk'um dedi, aman Aziz Sancar Turk'un gucunu dunyaya gosterdi, aman Aziz Sancar Turk ogrencilere Amerika'da burs vericem dedi... faaaalaaaan filllaaaaan... Ayni futbol oynamakla seyretmek arasindaki fark gibi, bir beyin masturbasyonudur gidiyor Turkiye'de. Bu aptallar kervaninada katilan katilana. Simdi Aziz Sancar olayindan tatmin olan beyinsizlere birkac madde halinde sozum olacak:
1) Nobel odulunu Orhan Pamuk bile almisken, ve siz buna alma nedeninden dolayi tepki gostermisken, nasil oluyor da Aziz Sancar olayinda Nobel'i matah birseymis gibi saksakliyorsunuz. Bu tutarsizliginiz zat-i sahanelerinde bile yok.
2) Siz dune kadar Aziz Sancar'in adini bile bilmiyordunuz, yaptigi arastirmanin ne oldugunu bile bilmiyordunuz, Aziz Sancar odul alinca mi akliniz basiniza geldi? Daha oncenerdeydiniz?
3) Aziz Sancar eger guzel bir arastirma yapti ise o arastirmanin iceriginden dolayi Aziz Sancar'i tebrik etmeniz lazim; yoksa Nobel odulu aldigindan dolayi degil.
4) Daha yuzlerce arastirma yapan Turk var ABD'de ve diger ulkelerde. Peki bunlarin adini biliyor musunuz? Ne konu hakkinda arastirma yaptiklarini biliyor musunuz. Yuzlerce arastirma yapilir ve bunlardan bir tanesi odul alir, o zaman digerleri onemsiz mi oluyor? Unutmayin arastirmayi esas degerli yapan odul degil, piyasa surulmesi ve piyasada ne kadar para yaptigidir.
5) Aziz Sancar ya da calistigi sirket ya da grup Aziz Sancar'in arastirmasini piyasa surunce sizler Turksunuz diye size bedava mi verecekler mali? Yoksa parasi size mi verilecek
ki cok seviniyorsunuz?
6) Siz saksakcilar Aziz Sancar'in yaptigi calismanin icerigini su anda bile biliyor musunuz? Bir anlatin bakalim amca ne bulmus?
7) Saksakcilik yapmak yerine esas dusunmeniz gereken bu arastirmacilar neden ABD'de ya da Turkiye disinda? Hadi goreyim sizi Aziz Sancar'a yillik $1 milyon dolar maas teklif edin Turkiye'ye gelmesi icin, bakalim geri geliyor mu?
8) Aziz Sancar Turkiye'den ABD'ye gelecek ogrencilere burs verecekmis. Cok guzel, demekki birkac ogrenci daha ABD'ye gidebilecek. Emin olunki onlarda geri donmeyecek. Size garanti verebilirim. Onlarda ABD'de kalmak icin turlu turlu yollara basvuracaklar. Turk Halki'nin ayagi yine ciplak kalacak.
9) Sizin ovunmeniz gereken seyler, Aziz Sancar'in aldigi odul degil; Turkiye'deki egitim sistemi, Turkiye'de yapilan arastirmalar, saglik sistemi, emeklilerin yasam kosullari, isci ve memurun hak ve
ozgurlukleri gibi seyler olmali. Yoksa Aziz Sancar odul almis, almamis, adam sirf Turk diye size bir yarari olmaz.
Ama tabi bir toplum asagilik kompleksinin dibine vurdu ise, yapacagi sey sadece ve sadece baskalarinin yaptiklari ile avunmak ve tatmin olmaktir...
Tuesday, October 20, 2015
Thursday, October 15, 2015
PERİNÇEK- İsvire davasinin gerekceli karari:
http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-158235
Acik soylemek gerekirse, bekledigim kadar iyi bir sonuc degil. Bu kararda bence mahkemenin yaptigi cok problemli yorumlar var. Bu problemlerin onemi, bu tip kararlarin ileriki davalara da uygulanmasidir. Ornek vermek gerekirse: Gerekceli kararda yazan "At the risk of repeating ourselves, we consider that a legislature is perfectly entitled to criminalise statements such as those made by the applicant. " cok ciddi bir yorumdur. Bu tip yorumlar, yarin obur gun devlet kisitlamalarinin ve fasizmin onunu acar avrupada. Bunu bugun buraya yaziyorum ki dusuncem olumsuzlessin; cunku, bu yazdigimin anlamini su anda anlayabilecek degil Turkiye'de dunyada bile cok az insan var. Avrupa'nin fasistlesme yolunda oldugundan haberleri bile olmaz, benim ne demek istedigimi de anlayamazlar su anda. Onlar ancak is isten gectikten sonra anlarlar ve sonunda bir kurtarici beklerler. Bu tip adamlarla aramizda yaklasik olarak 10 ile 20 yil fark var. Genelde bu insanlardan 10 ile 20 yil daha erken gorebiliyorum olacaklari.
Bir de PERİNÇEK'in İsvire'den talep ettigi 20000 euro'luk masrafin mahkemeye hicbir evrak sunulmadan talep edilmesi de cok hayal kirikligi yaratti bende, bu kadar acemice bir talep olamaz. Ama tabi belki de bu talebi ikincil oncelikli olarak gormus olup, ustunde durmamis olabilirler. Ama yazik olmus 20000 euro'ya; takip etmek gerekirdi.
Acik soylemek gerekirse, bekledigim kadar iyi bir sonuc degil. Bu kararda bence mahkemenin yaptigi cok problemli yorumlar var. Bu problemlerin onemi, bu tip kararlarin ileriki davalara da uygulanmasidir. Ornek vermek gerekirse: Gerekceli kararda yazan "At the risk of repeating ourselves, we consider that a legislature is perfectly entitled to criminalise statements such as those made by the applicant. " cok ciddi bir yorumdur. Bu tip yorumlar, yarin obur gun devlet kisitlamalarinin ve fasizmin onunu acar avrupada. Bunu bugun buraya yaziyorum ki dusuncem olumsuzlessin; cunku, bu yazdigimin anlamini su anda anlayabilecek degil Turkiye'de dunyada bile cok az insan var. Avrupa'nin fasistlesme yolunda oldugundan haberleri bile olmaz, benim ne demek istedigimi de anlayamazlar su anda. Onlar ancak is isten gectikten sonra anlarlar ve sonunda bir kurtarici beklerler. Bu tip adamlarla aramizda yaklasik olarak 10 ile 20 yil fark var. Genelde bu insanlardan 10 ile 20 yil daha erken gorebiliyorum olacaklari.
Bir de PERİNÇEK'in İsvire'den talep ettigi 20000 euro'luk masrafin mahkemeye hicbir evrak sunulmadan talep edilmesi de cok hayal kirikligi yaratti bende, bu kadar acemice bir talep olamaz. Ama tabi belki de bu talebi ikincil oncelikli olarak gormus olup, ustunde durmamis olabilirler. Ama yazik olmus 20000 euro'ya; takip etmek gerekirdi.
Saturday, August 29, 2015
BEYİN MASTURBASYONU
56 asker şehit oldu. Vay o onu dedi, bu bunu dedi, vay şu adam cenazede ağladi, vay bilmemkim cenazede miting yaptı. Vay biz askerimize laf söyletmeyiz, Vay ölen askerin ailesi çok fakir, cenazeye annesi terlik, babası kışlık montla geldi; biz onları yolda bırakmayız, biz bakarız onlara.Vay 1 Kasım 1922'de nasıl saltanat kaldırıldıysa bizde 1 Kasım 2015'de yeni Türkiye'nin saltanatını kaldırıcaz.Vay PeKaKa'ya atılan bombaların üstüne ölen askerlerin adlarını yazdık, öyle attık, vs. vs...
Yukarıda sıraladığım ve daha onlarcasını da hatırlayamadığım lafların ve de davranışların hepsi Türk halkının %44'ünün o ya da bu şekilde hayatlarından tatmin olamadıkları için; ama daha da önemlisi tatmin olmak için atılması gereken adımları atmaya cesaret edemedikleri için kendince yaptığı BEYİN MASTURBASYONU'NDAN başka birşey degildir! Bu masturbasyonu yapıp, tatmin olmak için gerekli olan endorfini salgılayıp hayatlarına devam ediyorlar.
Hevesinizi kırmak istemem ama durum söyledir:
56 asker şehit olmamış, bok yoluna gitmiştir, geri gelmeyecklerdir, fakir olan anne ve babalarına da kimse bakmayacaktır, onlar da zamanı geldiğinde yoksulluk içinde öleceklerdir. Siz de bunları 3-5 güne kadar unutacaksınız, hiiç merak etmeyin. Giden gittiği ile kalır ancak. İstediğiniz kadar kızın, istediğiniz kadar tepki gösterin, istediğiniz kadar bağırıp küfür edin ama bu gerçek değişmeyecektir. Daha binlerce insan da bok yoluna gidecektir. Nasıl olsa 3-5 gün sonra onları da unutursunuz, onun için hiç üzülmeyin. Sizler bunun önünü şehit olan 35 bin kişiyi unutup HDP'ye ödünç oy verdiğiniz gün, bir kısmınız yetmez ama evet diye oy kullandığı gün, CeHaPe HDP'e destek verdiğini açıkladıktan sonra CeHaPe'ye oy verdiğiniz gün, CeHaPe O-CHP'ye dönüştürüldüğünde karşı çıkmadığınız ve oy vermeye devam ettiğiniz günler, MeHaPe Apo'yu asmamak için oy kullandıktan sonra MeHaPe'ye oy veriğiniz gün, MeHaPe 2002'de Ecevit hükümetini allem edip kallem edip devirip ampül partisinin önünü açtıktan sonra MeHaPe'ye oy verdiğiniz gün, MeHaPe Kürdistan'ın kurulması için her türlü düzenlemeyi AB ve ABD'ye yaranmak içim meclisden geçirdikten sonra MeHaPe'ye oy verdiğiniz gün, MeHaPe Gül'ü Cumhurun Başı yaptıktan sonra ona py verdiğiniz gün, MeHaPe itmelettini aday gösterdikten sonra ona oy verdiğiniz zaman, MeHaPe'nin içinden bir Allah'ın kulunun karşı görüş üretmeye götü yemediği her gün açtınız.
Cenazelerde lafı cesareti olan söyler, cesareti olmayan ancak ya feyzbuk'ta beyin mastürbasyonu yapar, ya da gider Anıtkabiri 10 bin kişi ziyaret eder, ya da gider İzmir'de marifetmiş gibi miting yapar, ondan sonra da 1 milyon kişi geldi diye övünür. Marifet bu değidir! Tepki böyle konmaz. Ya nasıl konur? Eğerki miting yapacaksan, toplarsın 1 milyon kişiyi Diyarbakır meydanında, Ağrı meydanında, Hakkari'de, Yüksekova'da yaparsın. Madem ki 30 Agustos Zafer bayramı bu sene de kutlanmıyormuş, Ankara'da Güven Park'da değil, Diyarbakır'da toplarsın milyonlarca kişiyi öyle kutlarsın kendin. Şimdi diyeceksiniz ki "ama ama ama oraya nasıl gidecez, devlet izin vermez" falan filan... Güzel kardeşim varsa bir niyet elbet bulunur bir yol. Kaldıki Diyarbakır'da, Ağrı'da, Hakkari'de, Yüksekova'da, Şırnak'da devleti kim kaybetmiş ki biz bulalım. Haaa diyeceksiniz ki PeKaKa bizi öldürür; o zaman alırsın yanına döner bıçağını, şişini öyle gidersin. Haaa biz bunu yapamayız derseniz, o zaman oturacaksın oturduğun yerde.Öyle Anıtkabir'e gitmek, İzmir'de miting yapmak beyin masturbasyonu yapmaktan öteye geçmez.
Başka neler yapılabilir tepki göstermek ve de sonuç almak için? Bu sorunun yanıtı hayatın özünü anlayanlar için çok basittir: PARA PARA PARA... Parayı takip edip, paranın önünü keseceksin. Hayatta herşeyi kuran da PARAdır, yıkan da PARAdır. Bunun ötesi berisi yok. Mesela, topluca iş bıracaksın. Özel sektör ve kamu sektörü dahil. İş bırakma bir kerede bir haftadan daha az olmayacak. Bankalar, alış veriş merkezleri, limanlar, ulaşım, turizm, hava alanları, hastaneler, vs. vs. işlemez, ya da kıçı kırık şekilde işler hale gelecek, ülke bu süre boyunca felç olacak. Kenan Evren dönemi takıntısı olan (ve de Kenan Evren'in Franko'yu örnek alarak Türkiye'yi kolay yönetebilmek için bilerek ve isteyerek Türk halkı'nı bağımlı yaptğı) maçlara (futbol, basketbol vs.) gitmeyeceksiniz, televizyondan bile izlemeyeceksiniz, hatta ve hatta ortamı öyle bir hale getireceksiniz ki takımlar ligden cekilmek zorunda kalacak, çekilmeyenlerin icabına bakacaksınız. İş bırakma ve protestolark kesintisiz olarak ne kadar uzun olursa, o kadar hızlı olur ekonominin çökmesi, hiçbir yönetim şekli asla ve asla dayanamaz çökük ekonomiye. İş bırakma ve protestonun kesintisiz bir ay sürmesi halinde ise Türkiye'de ne devlet ne polis ne de ordu kalır. Türk Ekonomisi'nin canı ciğeri ancak 1 ay dayanabilir böyle bir protestoya. Şimdi diyeceksiniz ki ama çoluğumuz cocuğumuz var, işimizi kaybederiz. Tabi bir taraftan bakınca öyle, ama unutmayın: 1) Durumdan şikayetçi olan sizsiniz, ya masturbasyondan vazgeçeceksiniz ya da ele avuca gelir tepki gösterecksiniz, 2) Böyle giderse çoluğunuz çocuğunuz ya PeKaKa tarafından öldürülecek, ya Lübnan,da olduğu gibi sokak arasında vurulacak, ya da (ve en kötüsü) 4ncü sınıf bir saltanata kul olacak, 3) Eğer bugün bu tepkiyi siz göstermezseniz, zannetmeyin ki bütün bu olanlar unutulacak, çocuklarınız bu işlerle uğraşmak zorunda kalacak, onlar yapacaklar bu protesttoları; yani siz korktuğunuz için bu işi çocuklarınıza havale etmiş olacaksınız, 4) 1970'lerde yaşayanların coluğu çocuğu yok muydu? Bir sürüsü işe gitmeyip mitinglere katıldığı için maaş kesim cezası aldı; bir sürüsü 1402'lik olup işten atıldı, bir kısım solcu memur MeHaPe'nin kalesi olan il ve ilçelere tayin edildi ki daha o il ve ilçelere gitmeden ülkü ocakları aracılığı ile bulundukları il ve ilçelerde tehdit edildiler; "Buraya gelmesin, öldürürüz" dendi, ve bu kişiler memurluktan istifa etmek zorunda kaldılar.. Yani bir tek can sizin canınız değil, eğer ki bunları yapmak yemiyorsa, o zaman oturup ses çıkarmayacaksınız.
Vergi vermeyeceksiniz; bordrolu olanlar gelir vergisinden kaçamaz, ama emlak ve çöp vergisini ödemeyebilirler, bordrolu olmayanlar ise toptan vergi ödemeyi kesebilirler. Askere gitmeyeceksiniz, kimi bulurlarsa bulsunlar bakalım askere göndermek için. Alış verişi minimuma indireceksiniz, sadece hayatta kalabilmek için alış veriş yapacaksınız, gezmeyi, tatil yapmayı vs tamamen iptal edeceksiniz.
Tabi bütün bunları organize etmek, ve bu organizasyona katılmak değirmen taşı kadar göt ister! Öyle zıtarbaks'da late zıkkımlanıp işkembeden atmakla olmaz. Ciddi bir oganizayona ihtiyaç vardır, bu organizasyon ancak ve ancak bir örgüt ile yapılabilir. Kim böyle bir girişimi örgütleyebilir? Meclisde üç tane "muhalefet" partisi olduğuna göre, bunlardan başlayalım incelemeye: CeHaPe, MeHaPe, ve PeKaKa. Bu örgüt PeKaKa karşıtı olacağına göre PeKaKa'nın öncülük etmesi beklenemez, ama şu da varki bu yazılanları örgütlemeye götü yiyecek tek parti de PeKaKa'dır. Gelelim öbür iki partiye (parti demeye dilim varmıyor -- daha çok hayatta bir baltaya sap olamamiş insanlar topluluğu--ama hadi parti diyelim):
CeHaPe ile başlıyalım: Geçen gün CeHaPe'nin içinden bir adam cıkmış yüzsüz yüzsüz diyorki "CeHaPe hükümet kurma görevini almayı hak ediyor... Cumhurun Başı bu görevi vermemekle suç işliyor (ya da usülsüzlük yapıyor)" falan fılan... Ulan Cumhurun Başı'nı oraya kim getirdi? Siz değilmisiniz Arap bozması itmelettini aday gösterip, Cumhurun Başı'nın seçilmesini garanti altına alan! Biz daha aday gösterme süresi bitmeden itmelettine destek vermeyeceğiz diye söylemedik mi? 14 milyon kişi onun için oy kullanmamazlık yapmadı mı? Belki bu söylediğimi bu adam kabul ediyordur, belki başka bir nedenden dolayı CeHaPe hak ediyor diyordur. Bakalım hangi nedenlerden dolayı hak ediyor olabilir:
Gelelim bu protesto organizasyonları bu iki partinin yapıp yapamayacağına. Ha ha ha ha ha ha hahahahahahahhaa. Yine kıçım gülmeye başladı! Aman aman yerlerde yuvarlanıyorum, karnıma ağrılar girdi. Bu iki parti bahsettiklerimi organize etmek değil, işerken tuvaletin deliğini bile tutturamaz, kaldı ki bu iki parti de sistemim partisidir, ampül partisinden bir farkları yoktur, ve bundan dolayı da böyle bir organizasyonu yapmaya da niyetleri olmaz zaten.
Peki kim yapabilir bu organizasyonu? Yapabilecek bilgi birikimine ve disipline sahip iki örgüt var; ancak böyle bir niyetleri yok. Birisi Atatürk aşağı Atatürk yukarı kafayı Atatürk ile bozmuş, ama Atatürkçülüğü bir kutuya koymuş, kendini de o kutuya hapsetmiş dışarı çıkamıyor. Atatürkçülüğü sadece harfen yorumluyor, Atatürkçülüğün ruhunu anlamakta zorlanıyor. Bunun içinde başarılı olamıyor ve olamayacak da; çünkü, Atatürkçülüğün ruhunda devrimcilik vardır. Devrimcilik de zamanı geldiğinde kural tanımamak, kuralları yıkmak, kuralları değiştimek, bir hedefe kilitlenip, o hedefe ulaşmak için her yolu denemektir (hayır Atatürkçü Düşünce Derneği değil; onların en iyisi Muharrem İnce gibidir; onun da kalitesini gördük). İkinci örgüt ise şu anda Mevlana kafasında olup, herkese gel, sen de gel, bize katıl çağrısı yapıyor, bu tip bir organizasyonla ilgilenmiyor.
Yani anlayacağınız sizler birşeyler yapmadığınız sürece bir değişiklik olmayacaktır. ...
Gelelim 1 Kasım 2015 seçimlerine. Hiçbirşey değişmeyecek. 2010'dan beri yerel ya da genel seçimlerden önce hep aynı şeyi söylüyorsunuz. "Aman bu son şanş", "Aman mutlaka sandığa gidin", "Aman be sefer kesin şutluyoruz teyibi", "Aman anketler muhteşem", "Aman sakın oyları bölmeyin" vs vs...; seçimden sonra kaybedince de hemen bir suçlu bulunuyor: "Bak gördün mü yine hile yaptılar", "Bu tatilci tayfası seçimi kaybettirdi bize", "Şezlongçular yine yaptı yapacağını", "Yine oyları böldünüz" vs vs. Unutmayın 1) Oy vermek bir görev değil, bir haktır, 2) Oy vermemek de bir seçimdir, 3) Kimsenin oyu kimsenin babasının malı değildir, onun için bölünsün bölünmesin herkes istediğine oy verir, bunun da hesabını kimseye vermek zorunda değildir. Ya da hezimetleri başarı olarak yorumlayıp beyin masturbasyonuna devam ediyorsunuz. Gerçekleri o kadar çarpıtıyorsunuz ki 7 Haziran 2015 seçim hezimetini bile bir zafer olarak ilan ettiniz. Gerçekte ise olan şudur: CeHaPe'nin oyu siddin sene %27'yi geçmez (fethullahın oyları da dahil olmak üzere), MeHaPe'nin oyları da siddim sene %17'yi geçmez. Bu kadar! Bu durumda ne CeHaPe ne de MeHaPe herhangi bir seçim kazanamazlar. Karşı tarafın oyunu bölecek başka bir parti olmadığı sürece de karşı taraf kazanır. Yenilmeye doymayan pehlivan gibi hala 1 Kasım 2015 hayali kuruyorsunuz. Yok 1 Kasım 1922'de saltanat nasıl kalktı ise biz de 1 Kasım 2015'de saltanatı kaldıracağız... falan filan ... Tabi hayal kurmak güzel birşey. Ben bugünden söyleyeyim 1 Kasım'da ne olacağını. İki olasılık var:
1) Üç aşağı beş yukarı aynı sonuç çıkacak ve yine hükümet kurulamayacak. Bu durum oluşursa 2 Kasım'dan itibaren artık seyreyleyin cümbüşü: dolar fırlayacak, borsa dibe vuracak, yabancı yatırımcılar hem borsadan hem de Türkiye'de fiziksel olarak yaptıkları yatırımlardan çıkmaya başlayacak, tabi çıkarken dolar ve euro alıp çıkacaklar, Kasım olması itibari ile de turizmden gelen dolar ve eurolar suyunu çekmiş olacak, döviz iyice uçacak, Türk Ekonomisi üretime dayalı olmadığından (hatta ekonomi demeye bile dilim varmıyor, daha çok kabzımal piyasası diyebilirz) bütün bu olanları kaldıramayacak, iş yerleri kapanacak, insanlar işsiz kalacak, işssiz kalan insalar alış veriş yapamayacak, daha çok isyeri kapanacak, daha çok insan işsiz kalacak. Tabi ayrıca unutmayın Türkiye enerji ihtiyacı için Rusya'ya göbekten bağladığı için kendini (hatta İran'ı da sayarsak enerji ihtiyacının %100), dolardaki artma enerji fiyatlarının artmasına neden olacak, bu da olan 3-5 üreticiyi zor durumda bırakacak.
2) PeKaKa ya da MeHaPe oy kaybedecek, hatta belki de bir yada ikisi birden baraj altı kalacak(lar). Son iki ayda gösterdiği "muhteşem performans"dan dolayı MeHaPe'nin oy kaybetmesi, hatta baraj altı kalması çok olasıdır. Bu durumda kayıp oylar tabiki ampül partisine gidecek ve ezici bir çoğunlukla ampül partisi hükümet olacak. Böyle bir durumda ilk yapacakları ise 7 Haziran 2015 seçimlerinin intikamını almak olacak. Bu olursa sizlere hayatta başarılar dilerim.
Benim 1 Kasım 2015'de kime oy vereceğime gelince: Ben Amerikan demokrasisine karşıyım, bu tip bir demokrasi ile bir yere varılamayacağını iddia ediyorum, hatta bu tip demokrasiden iğreniyorum. Onun için oy kullanmak ya da kullanmamak hiç onemli değil benim için. Cünkü, bütün mal ortada, hepsi aynı benim için. Ama eğer kullanırsam kesinlikle beyin orospuluğuna ve de amerikan uşaklarına oy vermeyeceğim.
Şimdi bazı kişiler diyebilirki senin tuzun kuru, onun için böyle yazıyorsun... Eeee 1) İçinde bulunulan durumdan şikayetçi olan ben değilim, benim yazdığım yazı ya da paylaştığım hiçbir şey de durumdan şikayet bulamazsınız, 2) Sadece 1995 ve 2000 arasında Türk Devleti'ne Türk Milleti'nin %95'inin ömrü boyunca verdiği vergiden daha fazla vergi verdim, 3) -45 derecede kıçımda sarkıt ve dikitler oluşurken Ağrı'da nöbet tuttum. Bizim yalaka devlet nasıl bugün Suriyeli'leri alıp yalakalık yapıyorsa, o zaman da milyarlarca doları Peşmergelere harcıyor (silah yardımı dahil), kendi askerini donanımsız bırakıyordu. Onbinlerce kişi vardır askerden eksik donanımdan dolayı sakat ya da kronik hastalıkla dönen, 4) Hiç zamanım olmamasına rağmen hala oturup bunları yazmak için zaman harıyorum. Bir hesap yapmaya kalkarsak, ben Türk Milleti'nden alacaklı cıkarım. Onun için benim düşündüklerime, söylediklerime, yazdıklarıma laf söyleyecek ne bir birey, ne bir örgüt, ne bir toplum, ne bir millet, ne de bir devlet çıkabilir karşıma.
Zamanınız olup da yukarıdakileri okuduysanız, bir düşünün derim. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nız kutlu olsun...
Yukarıda sıraladığım ve daha onlarcasını da hatırlayamadığım lafların ve de davranışların hepsi Türk halkının %44'ünün o ya da bu şekilde hayatlarından tatmin olamadıkları için; ama daha da önemlisi tatmin olmak için atılması gereken adımları atmaya cesaret edemedikleri için kendince yaptığı BEYİN MASTURBASYONU'NDAN başka birşey degildir! Bu masturbasyonu yapıp, tatmin olmak için gerekli olan endorfini salgılayıp hayatlarına devam ediyorlar.
Hevesinizi kırmak istemem ama durum söyledir:
56 asker şehit olmamış, bok yoluna gitmiştir, geri gelmeyecklerdir, fakir olan anne ve babalarına da kimse bakmayacaktır, onlar da zamanı geldiğinde yoksulluk içinde öleceklerdir. Siz de bunları 3-5 güne kadar unutacaksınız, hiiç merak etmeyin. Giden gittiği ile kalır ancak. İstediğiniz kadar kızın, istediğiniz kadar tepki gösterin, istediğiniz kadar bağırıp küfür edin ama bu gerçek değişmeyecektir. Daha binlerce insan da bok yoluna gidecektir. Nasıl olsa 3-5 gün sonra onları da unutursunuz, onun için hiç üzülmeyin. Sizler bunun önünü şehit olan 35 bin kişiyi unutup HDP'ye ödünç oy verdiğiniz gün, bir kısmınız yetmez ama evet diye oy kullandığı gün, CeHaPe HDP'e destek verdiğini açıkladıktan sonra CeHaPe'ye oy verdiğiniz gün, CeHaPe O-CHP'ye dönüştürüldüğünde karşı çıkmadığınız ve oy vermeye devam ettiğiniz günler, MeHaPe Apo'yu asmamak için oy kullandıktan sonra MeHaPe'ye oy veriğiniz gün, MeHaPe 2002'de Ecevit hükümetini allem edip kallem edip devirip ampül partisinin önünü açtıktan sonra MeHaPe'ye oy verdiğiniz gün, MeHaPe Kürdistan'ın kurulması için her türlü düzenlemeyi AB ve ABD'ye yaranmak içim meclisden geçirdikten sonra MeHaPe'ye oy verdiğiniz gün, MeHaPe Gül'ü Cumhurun Başı yaptıktan sonra ona py verdiğiniz gün, MeHaPe itmelettini aday gösterdikten sonra ona oy verdiğiniz zaman, MeHaPe'nin içinden bir Allah'ın kulunun karşı görüş üretmeye götü yemediği her gün açtınız.
Cenazelerde lafı cesareti olan söyler, cesareti olmayan ancak ya feyzbuk'ta beyin mastürbasyonu yapar, ya da gider Anıtkabiri 10 bin kişi ziyaret eder, ya da gider İzmir'de marifetmiş gibi miting yapar, ondan sonra da 1 milyon kişi geldi diye övünür. Marifet bu değidir! Tepki böyle konmaz. Ya nasıl konur? Eğerki miting yapacaksan, toplarsın 1 milyon kişiyi Diyarbakır meydanında, Ağrı meydanında, Hakkari'de, Yüksekova'da yaparsın. Madem ki 30 Agustos Zafer bayramı bu sene de kutlanmıyormuş, Ankara'da Güven Park'da değil, Diyarbakır'da toplarsın milyonlarca kişiyi öyle kutlarsın kendin. Şimdi diyeceksiniz ki "ama ama ama oraya nasıl gidecez, devlet izin vermez" falan filan... Güzel kardeşim varsa bir niyet elbet bulunur bir yol. Kaldıki Diyarbakır'da, Ağrı'da, Hakkari'de, Yüksekova'da, Şırnak'da devleti kim kaybetmiş ki biz bulalım. Haaa diyeceksiniz ki PeKaKa bizi öldürür; o zaman alırsın yanına döner bıçağını, şişini öyle gidersin. Haaa biz bunu yapamayız derseniz, o zaman oturacaksın oturduğun yerde.Öyle Anıtkabir'e gitmek, İzmir'de miting yapmak beyin masturbasyonu yapmaktan öteye geçmez.
Başka neler yapılabilir tepki göstermek ve de sonuç almak için? Bu sorunun yanıtı hayatın özünü anlayanlar için çok basittir: PARA PARA PARA... Parayı takip edip, paranın önünü keseceksin. Hayatta herşeyi kuran da PARAdır, yıkan da PARAdır. Bunun ötesi berisi yok. Mesela, topluca iş bıracaksın. Özel sektör ve kamu sektörü dahil. İş bırakma bir kerede bir haftadan daha az olmayacak. Bankalar, alış veriş merkezleri, limanlar, ulaşım, turizm, hava alanları, hastaneler, vs. vs. işlemez, ya da kıçı kırık şekilde işler hale gelecek, ülke bu süre boyunca felç olacak. Kenan Evren dönemi takıntısı olan (ve de Kenan Evren'in Franko'yu örnek alarak Türkiye'yi kolay yönetebilmek için bilerek ve isteyerek Türk halkı'nı bağımlı yaptğı) maçlara (futbol, basketbol vs.) gitmeyeceksiniz, televizyondan bile izlemeyeceksiniz, hatta ve hatta ortamı öyle bir hale getireceksiniz ki takımlar ligden cekilmek zorunda kalacak, çekilmeyenlerin icabına bakacaksınız. İş bırakma ve protestolark kesintisiz olarak ne kadar uzun olursa, o kadar hızlı olur ekonominin çökmesi, hiçbir yönetim şekli asla ve asla dayanamaz çökük ekonomiye. İş bırakma ve protestonun kesintisiz bir ay sürmesi halinde ise Türkiye'de ne devlet ne polis ne de ordu kalır. Türk Ekonomisi'nin canı ciğeri ancak 1 ay dayanabilir böyle bir protestoya. Şimdi diyeceksiniz ki ama çoluğumuz cocuğumuz var, işimizi kaybederiz. Tabi bir taraftan bakınca öyle, ama unutmayın: 1) Durumdan şikayetçi olan sizsiniz, ya masturbasyondan vazgeçeceksiniz ya da ele avuca gelir tepki gösterecksiniz, 2) Böyle giderse çoluğunuz çocuğunuz ya PeKaKa tarafından öldürülecek, ya Lübnan,da olduğu gibi sokak arasında vurulacak, ya da (ve en kötüsü) 4ncü sınıf bir saltanata kul olacak, 3) Eğer bugün bu tepkiyi siz göstermezseniz, zannetmeyin ki bütün bu olanlar unutulacak, çocuklarınız bu işlerle uğraşmak zorunda kalacak, onlar yapacaklar bu protesttoları; yani siz korktuğunuz için bu işi çocuklarınıza havale etmiş olacaksınız, 4) 1970'lerde yaşayanların coluğu çocuğu yok muydu? Bir sürüsü işe gitmeyip mitinglere katıldığı için maaş kesim cezası aldı; bir sürüsü 1402'lik olup işten atıldı, bir kısım solcu memur MeHaPe'nin kalesi olan il ve ilçelere tayin edildi ki daha o il ve ilçelere gitmeden ülkü ocakları aracılığı ile bulundukları il ve ilçelerde tehdit edildiler; "Buraya gelmesin, öldürürüz" dendi, ve bu kişiler memurluktan istifa etmek zorunda kaldılar.. Yani bir tek can sizin canınız değil, eğer ki bunları yapmak yemiyorsa, o zaman oturup ses çıkarmayacaksınız.
Vergi vermeyeceksiniz; bordrolu olanlar gelir vergisinden kaçamaz, ama emlak ve çöp vergisini ödemeyebilirler, bordrolu olmayanlar ise toptan vergi ödemeyi kesebilirler. Askere gitmeyeceksiniz, kimi bulurlarsa bulsunlar bakalım askere göndermek için. Alış verişi minimuma indireceksiniz, sadece hayatta kalabilmek için alış veriş yapacaksınız, gezmeyi, tatil yapmayı vs tamamen iptal edeceksiniz.
Tabi bütün bunları organize etmek, ve bu organizasyona katılmak değirmen taşı kadar göt ister! Öyle zıtarbaks'da late zıkkımlanıp işkembeden atmakla olmaz. Ciddi bir oganizayona ihtiyaç vardır, bu organizasyon ancak ve ancak bir örgüt ile yapılabilir. Kim böyle bir girişimi örgütleyebilir? Meclisde üç tane "muhalefet" partisi olduğuna göre, bunlardan başlayalım incelemeye: CeHaPe, MeHaPe, ve PeKaKa. Bu örgüt PeKaKa karşıtı olacağına göre PeKaKa'nın öncülük etmesi beklenemez, ama şu da varki bu yazılanları örgütlemeye götü yiyecek tek parti de PeKaKa'dır. Gelelim öbür iki partiye (parti demeye dilim varmıyor -- daha çok hayatta bir baltaya sap olamamiş insanlar topluluğu--ama hadi parti diyelim):
CeHaPe ile başlıyalım: Geçen gün CeHaPe'nin içinden bir adam cıkmış yüzsüz yüzsüz diyorki "CeHaPe hükümet kurma görevini almayı hak ediyor... Cumhurun Başı bu görevi vermemekle suç işliyor (ya da usülsüzlük yapıyor)" falan fılan... Ulan Cumhurun Başı'nı oraya kim getirdi? Siz değilmisiniz Arap bozması itmelettini aday gösterip, Cumhurun Başı'nın seçilmesini garanti altına alan! Biz daha aday gösterme süresi bitmeden itmelettine destek vermeyeceğiz diye söylemedik mi? 14 milyon kişi onun için oy kullanmamazlık yapmadı mı? Belki bu söylediğimi bu adam kabul ediyordur, belki başka bir nedenden dolayı CeHaPe hak ediyor diyordur. Bakalım hangi nedenlerden dolayı hak ediyor olabilir:
- Eski CeHaPe'nin artık ömrünü tamamladığını, artık yeni bir CeHaPe (O-CHP) kurduklarını beyan etmeleri,
- CeHaPe'nin 6 okunun tekrar tanımlanması gerektiğini söylemeleri,
- Kemalizm'i inkar etmeleri,
- CeHaPe'nin başına geldikleri andan itibaren birkaç hafta içinde CeHaPe'nin içindeki Atatürkçü kadroları tasfiye etmeleri,
- "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" diyememeleri,
- CeHaPe'nin içini fethullahçı kadrolarla doldurmaları
- Fikir, görüş, duygu ve düşüncelerini koltuk uğruna fethullaha satmaları (ki benim nezdimde bu bir beyin orospuluğudur, hatta ve hatta duygu ve düşüncelerini satmak orospuluğun en çirkin olanıdır)
- Gezi olayları olurken kıçımdaroğlunun televizyona çıkıp "yok canım, üç beş kişi gösteri yaptı diye bir başbakan istifa etmez" demesi,
- Asker ve gazeteciler hapislere atılırken, CeHaPe'nin hiçbir şey yapmaması, hatta ve hatta kıçımdaroğlunun "benim Silivri'ye gitmeme gerek yok, ben milletvekillerimi gönderiyorum" demesi (not: demek ki bu vekiller mıilletin değil, kıçımdaroğlunun vekilleri imiş),
- kıçımdaroğlunun ABD'ye gelip önce Obama,dan, sonra fethullahdan icazet alması,
- İşine gelmeyen yazarlari Halk TV ve Sözcü gazetesinden attırmaları,
- Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı, suud ve ABD'nin adamı .ikmelettini aday göstermeleri, ve CeHaPe içinden buna hiç kimsenin karşı çıkmaması, karşı aday göstermemeleri ya da istifa etmemeleri,
- İstanbul Belediye Başkanlığı'na başka adam yokmuş gibi üçkağıtçı sarıgülü, Ankara Belediye Başkanlığı'na eli kanlı MeHaPe'li yavaşı aday göstermeleri,
- Ankara Belediye Başkanlığı seçim sonuçları seçim kurulunda düzenlenirken oylarına bile sahip çıkamamaları,
- Yerel seçimde %27 oy alınca, kıçımdaroğlunun cıkıp CeHaPe tarihinde en yüksek oyu aldık deyip yalan söylemesi (1977 seçimlerinde Ecevit %41 oy almıştır; 1987 seçimlerinde SHP ve DSP'nin toplam oyu %33'dür; 1991 seçimlerinde ise SHP ve DSP'nin toplam oyu %32'dir),
- .ikmelettin kazanamayınca Halk TV'ye çıkıp "zaten biz böyle istiyorduk, bunu planlamıştık, şimdi tayyip kazandı, ampül partisi dağılacak, bizim işimize yarayacak" diye milletle alay etmeleri,
- 7 Haziran 2015 seçimlerinde hezimete uğramalarına rağmen çok büyük başarı sağlamış gibi milleti kandırmaya çalışmaları,
- Sandığa tıpış tıpış gideceksiniz, oyunuzu .ikmelettine vereceksiniz demeleri,
- 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra o kadar gün geçti, koltuk peşinde koşmaktan, hiçbir yasa geçirmemeler. (Koalisyon kurmaya çalışmak yerine anlaşabildikleri konularda PeKaKa ve MeHaPe ile birlikte bir sürü önemli konunda değişiklik yapabilirlerdi, anayasaya göre cumhurn başı kanunları 15 gün içinde ya yayınlamak ya da geri gödermek zorunda. Yok ama bunlar koltuk sevdasından böyle birsey yapmamak lazım. Bakın 1) iktidar olmak için hükümet olmak gerekmez, 2) her hükümet iktidar olamaz, 3) kanun geçirmek için ne hükümet ne de iktidar olmak gerekir, 4) hükümet olmak için de meclis çoğunluğu gerekmez)
- MeHaPe ve ona oy veren kitle yaklaşık 50 yıldır beyin masturbasyonunun Allahı'nı yapar, başkada bir iş yapmaz, belki bunun için hak ediyorlardır hükümet kurmayı. Nasıl yaparlar bu masturbasyonu:
- Bir tuttumuşlar "Çırpınırdı Karadeniz ....falan filan", "Yelkenler biçiliyor, yelkenler dikiliyor ... falan filan" diye şarkı söylemeyi. Ama hiç sorgulamazlar lan yelkenler biçilmiş yelkenlker dikilmiş, ama bu milletin tarihinde neden elle tutulur bir deniz zaferi yoktur; neden bütün gelismiş milletler sömürge edinmiş, ama Türk Milleti -- madem o kadar iyidi de denizde -- neden deniz aşırı sömürge edinememiş; neden yıl olmuş 2015 ve hala Türk Devleti'nin doğru düzgün bir donanması bile olmamış. Ancak işte kendi kendilerini şarkı söyleyerek zevke getirirler.
- Bir tutturmuşlar "Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın" diye yine şarkı söylemeyi. Bilmezler ki Fatih İstanbul'u fethetmemiştir, yanında onlarca öğtermeni ile çalışmış ve İstanbul öyle fethedilmiştir. Kaldıki eksik olunan alanlarda dışarıdan bilgisi olan kişiler transfer edilmiştir; hiçbir zaman dışarıya Türk değiller ya da müslüman değiller diye bok atmamışlardır, aksine bilgiye her zaman saygı göstermişlerdir, ve bilgiyi öğrenmeye çalışmışlardır. Ayrıca İstanbul iki günde fethedilmemiştir, yıllar boyu süren çalışmanın sonunda fethedilmiştir. Ayrıca MeHaPe tayfası hiç sormaz "lan Fatih İstanbul'u 21 yaşında fethetmiş, ama ben 21 yaşında ne bok yedim (yiyorum) diye. Mademki diyorsunuz Fatih İstanbul'u 21 yaşında fethetti, ve madem ki örnek aldığınız kişi o, o zaman şarkı söylemeyi bırakıp, çalışıp çabalayıp siz de başarılı olmak zorundasınız (tercihen önceden belirleyeceğiniz bir konu ve hedef doğrultusunda, rastlantılar sayılmaz). Fatih yapmış yapacağını, ölmüş, gitmiş. Size artık faydası yok. Siz artık kendinizi kendiniz kurtaracaksınız, öyle kavede kıçını devirip, onu bunu çekişrirmekle, senaryolar yazmakla, hala 1400-1500lü yıllarda yaşamakla olmuyor.
- Bir de bu tayfa sürekli demir döver. Hiç unutmam Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Türk Cumhuriyetleri Türkiye'nin ne bok olduğundan habersiz koşarak yönlerini Türkiye'ye çevirdiler, ve hatta ilişki kurup ekonomik birliktelik yapmak amacı ile Türkiye'ye geldiler. Ne de olsa Türkiye "demokratik", "gelişmiş", "refah seviyesine erişmiş" bir ülkeydi, degil mi? En azından durumdan habersiz onlar öyle görüyor ve özeniyorlardı. O zamanın hükümeti ve bu MeHaPe tayfası ne yaptılar dersiniz? Bu adamları alıp Bilecik'in bir tepesine götürüp cadırda yemek yedirip, demir dövdükten sonra geri gönderdiler. Ama adamlar akıllı cıktı, bir seneye varmadan Türkiye'nin ne bok olduğunu anladılar ve yönlerini Çin ve Rusya'ya çevirdiler. Zavallı Ebulfeyz Elçibey kahrından kanser oldu ve öldü.
- Yukarıda verdiğim örnek gibi daha onlarcasını bulabilirim bu MeHaPe tayfasından adam olmayacağını göstermek için; tabi hükümet kurmak için adam olmaya gerek yok, onun için MeHaPe kesinlikle hak ediyor hükümet kurmayı.
- 1970'lerde ABD talimatıyla Türkiye'nin bir daha asla yetiştiremeyeceği beyne sahip insanlarını katlettiği için hükümet kurmayı hak ediyor olabilir.
- suud ve ABD'nin adamı .ikmelettini cumhurun başı olması için aday gösterdiği için hak ediyor olabilir.
- Ecevit Hükümeti'nin her yaptığı toplantıdan sonra çıkıp piyasaları kızıştıracak sözler söylediklerı için hak ediyor olabilir.
- 2002'de ABD talimati ile Ecevit hükümetini devirip ampül partisinin önünü açtığı için hak ediyor olabilir.
- AB ve ABD'ye yaranmak için Kürdistan'ın kurulması için gerekli her türlü düzenlemeyi meclisden geçirdikleri için hak ediyor olabilirler.
- Geçek milliyetçileri AB ve ABD talimatı ile partiden ihraç ettikleri ve partinin içine AB ve ABD milliyetçisi doldurdukları için hak ediyor olabilirler.
- Gül'ün cumhurun başı olması için verdiği destekten dolayı hak ediyor olabilir.
- 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra meclis başkanı olması için ampül partisi adayına verdiği destekten dolayı hak ediyor olabilir.
- Koalisyon görüşmeleri yapılırken MeHaPe'nin başındaki adamın çıkıp çocuk gibi "ben onu yapmam, ben bunu istemem, bana ne, bana ne, bana ne, bana ne, bana ne" demesinden dolayı hak ediyor olabilir.
- Parti içinde ya da dışında koskoca adam ve kadınların hiçbir görüşe sahip olmamalarından, ya da sahip oldukları görüşleri açıklama cesaretine sahip olmadıklarından dolayı hak ediyor olabilir.
- Gezi olayları sırasında PeKaKa'yı bahane ederek, hiçbir sekilde o insanlara destek vermemesinden dolayı hak ediyor olabilir. Beyler siz parti mi yönetiyorsunuz yoksa kreş mi yönetiyorsunuz? Toplumsal bir hareket sırasında elbette karşıt görüşden olan insanlar bu hareketin içine sızacaktır. Bu sızmalar asker, polis, gizli örgütler, hükümet, partiler ya da terör örgütleri tarafından yapılabilir. Sizin göreviniz bu hareketlere ön ayak olup, bu sızmaları tespit etmek ve bu hareketlerin bu sızmalardan olumsuz şekilde etkilenmesini engellemektir. Siz bunu yapmıyorsanız, bunun sadece ve sadece birkaç nedeni olabilir: 1) Siz bir parti ya da bir örgüt yönetmeyi bilmiyorsunuz, 2) Siz karşı taraftansınız ve karşı taraf için çalışıyorsunuz, 3) Siz içinde bulunulan durumdan çok memnunsunuz ve bu durumdan rant elde ediyorsunuz, ve bu durumun değişmesini istemiyorsunuz.
Gelelim bu protesto organizasyonları bu iki partinin yapıp yapamayacağına. Ha ha ha ha ha ha hahahahahahahhaa. Yine kıçım gülmeye başladı! Aman aman yerlerde yuvarlanıyorum, karnıma ağrılar girdi. Bu iki parti bahsettiklerimi organize etmek değil, işerken tuvaletin deliğini bile tutturamaz, kaldı ki bu iki parti de sistemim partisidir, ampül partisinden bir farkları yoktur, ve bundan dolayı da böyle bir organizasyonu yapmaya da niyetleri olmaz zaten.
Peki kim yapabilir bu organizasyonu? Yapabilecek bilgi birikimine ve disipline sahip iki örgüt var; ancak böyle bir niyetleri yok. Birisi Atatürk aşağı Atatürk yukarı kafayı Atatürk ile bozmuş, ama Atatürkçülüğü bir kutuya koymuş, kendini de o kutuya hapsetmiş dışarı çıkamıyor. Atatürkçülüğü sadece harfen yorumluyor, Atatürkçülüğün ruhunu anlamakta zorlanıyor. Bunun içinde başarılı olamıyor ve olamayacak da; çünkü, Atatürkçülüğün ruhunda devrimcilik vardır. Devrimcilik de zamanı geldiğinde kural tanımamak, kuralları yıkmak, kuralları değiştimek, bir hedefe kilitlenip, o hedefe ulaşmak için her yolu denemektir (hayır Atatürkçü Düşünce Derneği değil; onların en iyisi Muharrem İnce gibidir; onun da kalitesini gördük). İkinci örgüt ise şu anda Mevlana kafasında olup, herkese gel, sen de gel, bize katıl çağrısı yapıyor, bu tip bir organizasyonla ilgilenmiyor.
Yani anlayacağınız sizler birşeyler yapmadığınız sürece bir değişiklik olmayacaktır. ...
Gelelim 1 Kasım 2015 seçimlerine. Hiçbirşey değişmeyecek. 2010'dan beri yerel ya da genel seçimlerden önce hep aynı şeyi söylüyorsunuz. "Aman bu son şanş", "Aman mutlaka sandığa gidin", "Aman be sefer kesin şutluyoruz teyibi", "Aman anketler muhteşem", "Aman sakın oyları bölmeyin" vs vs...; seçimden sonra kaybedince de hemen bir suçlu bulunuyor: "Bak gördün mü yine hile yaptılar", "Bu tatilci tayfası seçimi kaybettirdi bize", "Şezlongçular yine yaptı yapacağını", "Yine oyları böldünüz" vs vs. Unutmayın 1) Oy vermek bir görev değil, bir haktır, 2) Oy vermemek de bir seçimdir, 3) Kimsenin oyu kimsenin babasının malı değildir, onun için bölünsün bölünmesin herkes istediğine oy verir, bunun da hesabını kimseye vermek zorunda değildir. Ya da hezimetleri başarı olarak yorumlayıp beyin masturbasyonuna devam ediyorsunuz. Gerçekleri o kadar çarpıtıyorsunuz ki 7 Haziran 2015 seçim hezimetini bile bir zafer olarak ilan ettiniz. Gerçekte ise olan şudur: CeHaPe'nin oyu siddin sene %27'yi geçmez (fethullahın oyları da dahil olmak üzere), MeHaPe'nin oyları da siddim sene %17'yi geçmez. Bu kadar! Bu durumda ne CeHaPe ne de MeHaPe herhangi bir seçim kazanamazlar. Karşı tarafın oyunu bölecek başka bir parti olmadığı sürece de karşı taraf kazanır. Yenilmeye doymayan pehlivan gibi hala 1 Kasım 2015 hayali kuruyorsunuz. Yok 1 Kasım 1922'de saltanat nasıl kalktı ise biz de 1 Kasım 2015'de saltanatı kaldıracağız... falan filan ... Tabi hayal kurmak güzel birşey. Ben bugünden söyleyeyim 1 Kasım'da ne olacağını. İki olasılık var:
1) Üç aşağı beş yukarı aynı sonuç çıkacak ve yine hükümet kurulamayacak. Bu durum oluşursa 2 Kasım'dan itibaren artık seyreyleyin cümbüşü: dolar fırlayacak, borsa dibe vuracak, yabancı yatırımcılar hem borsadan hem de Türkiye'de fiziksel olarak yaptıkları yatırımlardan çıkmaya başlayacak, tabi çıkarken dolar ve euro alıp çıkacaklar, Kasım olması itibari ile de turizmden gelen dolar ve eurolar suyunu çekmiş olacak, döviz iyice uçacak, Türk Ekonomisi üretime dayalı olmadığından (hatta ekonomi demeye bile dilim varmıyor, daha çok kabzımal piyasası diyebilirz) bütün bu olanları kaldıramayacak, iş yerleri kapanacak, insanlar işsiz kalacak, işssiz kalan insalar alış veriş yapamayacak, daha çok isyeri kapanacak, daha çok insan işsiz kalacak. Tabi ayrıca unutmayın Türkiye enerji ihtiyacı için Rusya'ya göbekten bağladığı için kendini (hatta İran'ı da sayarsak enerji ihtiyacının %100), dolardaki artma enerji fiyatlarının artmasına neden olacak, bu da olan 3-5 üreticiyi zor durumda bırakacak.
2) PeKaKa ya da MeHaPe oy kaybedecek, hatta belki de bir yada ikisi birden baraj altı kalacak(lar). Son iki ayda gösterdiği "muhteşem performans"dan dolayı MeHaPe'nin oy kaybetmesi, hatta baraj altı kalması çok olasıdır. Bu durumda kayıp oylar tabiki ampül partisine gidecek ve ezici bir çoğunlukla ampül partisi hükümet olacak. Böyle bir durumda ilk yapacakları ise 7 Haziran 2015 seçimlerinin intikamını almak olacak. Bu olursa sizlere hayatta başarılar dilerim.
Benim 1 Kasım 2015'de kime oy vereceğime gelince: Ben Amerikan demokrasisine karşıyım, bu tip bir demokrasi ile bir yere varılamayacağını iddia ediyorum, hatta bu tip demokrasiden iğreniyorum. Onun için oy kullanmak ya da kullanmamak hiç onemli değil benim için. Cünkü, bütün mal ortada, hepsi aynı benim için. Ama eğer kullanırsam kesinlikle beyin orospuluğuna ve de amerikan uşaklarına oy vermeyeceğim.
Şimdi bazı kişiler diyebilirki senin tuzun kuru, onun için böyle yazıyorsun... Eeee 1) İçinde bulunulan durumdan şikayetçi olan ben değilim, benim yazdığım yazı ya da paylaştığım hiçbir şey de durumdan şikayet bulamazsınız, 2) Sadece 1995 ve 2000 arasında Türk Devleti'ne Türk Milleti'nin %95'inin ömrü boyunca verdiği vergiden daha fazla vergi verdim, 3) -45 derecede kıçımda sarkıt ve dikitler oluşurken Ağrı'da nöbet tuttum. Bizim yalaka devlet nasıl bugün Suriyeli'leri alıp yalakalık yapıyorsa, o zaman da milyarlarca doları Peşmergelere harcıyor (silah yardımı dahil), kendi askerini donanımsız bırakıyordu. Onbinlerce kişi vardır askerden eksik donanımdan dolayı sakat ya da kronik hastalıkla dönen, 4) Hiç zamanım olmamasına rağmen hala oturup bunları yazmak için zaman harıyorum. Bir hesap yapmaya kalkarsak, ben Türk Milleti'nden alacaklı cıkarım. Onun için benim düşündüklerime, söylediklerime, yazdıklarıma laf söyleyecek ne bir birey, ne bir örgüt, ne bir toplum, ne bir millet, ne de bir devlet çıkabilir karşıma.
Zamanınız olup da yukarıdakileri okuduysanız, bir düşünün derim. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nız kutlu olsun...
ÇOK YAKIN ÇOK !!!!!
Daha sırada büyük şehirler var. Öyle bir an
gelecekki insanlar evlerinden cıkamayacaklar, her yer savaş alanına
dönecek, insanlar yaşayabilmek icin mahallerinden taşınacaklar, herkes
kendi inancının kabul edildiği mahallelere taşınacak, sniper korkusundan
sokakta yürüyemez hale gelecekler, evlerinden çıkarken bellerine
tabanca takacaklar; Türkiye'nin bu duruma gelmesinde en çok vebali olan
ÇALIŞAN (yani işi gücü olan) kesim, aman çoluğumuz çocuğumuz var onlara
birşey olmasın diyen kesim, işe gitmek için bile evden çıkamayacak,
çoluğunu çocuğunu okula göndermeyi bırak sokağa çıkartamayacak, o
herşeyden sakındığı çoluğu çocuğu bok yoluna vurulacak sokak ortasında.
Ve bunu artık ne TSK, ne polis, ne politıkacılar, ne ABD, ne fethullah,
ne o parti ne bu parti, ne erken seçim , ne geç seçim, ne de başka
birşey engelleyebilir artık. Ok yaydan çıkmıştır. Çok ama çoook canlar
yanacaktır. Onbinlerce kişi ölecektir. Arık ondan sonra suçlamak için
kimi bulursunuz bilmiyorum. Bence en iyisi aynaya bakın suçluyu bulmak
için (bu lafım en çok O-CHP ve O-MHP'nin kuğruğuna takılıp gidenler
için). Yapacak bişey yok artık. Canını kurtarmak isteyen ve de cesaret
edebilen pılıyı pırtıyı toplayıp, sığınacak da bir ülke bulurlarsa,
Türkiye'den kaçabilirler. Bütün bunları nerden mi biliyorum: Lübnan,
Bosna...
11 Kasım 1938'den beri Türkiye Cumhuriyeti'ne verilen hasar 50 yılda bile düzeltilebilecek bir hasar değildir. Son 5 yılda CHP'yi O-CHP'ye çevirerek verilen hasar 100 yılda bile düzeltilemez. O-MHP zaten ABD şarteri indirdiği anda kaybolur. Ampül partisini hiç ciddiye bile almıyorum, o da ecdadı gibi (AP, DP, ANAP, DYP) yok olup gidecektir. Ama Türkiye 50 yılda bile kendine gelemez artık. Bakınız Lübnan.
Mustafa MUTLU'nun yazısına buradan ulaşabilirsiniz.
11 Kasım 1938'den beri Türkiye Cumhuriyeti'ne verilen hasar 50 yılda bile düzeltilebilecek bir hasar değildir. Son 5 yılda CHP'yi O-CHP'ye çevirerek verilen hasar 100 yılda bile düzeltilemez. O-MHP zaten ABD şarteri indirdiği anda kaybolur. Ampül partisini hiç ciddiye bile almıyorum, o da ecdadı gibi (AP, DP, ANAP, DYP) yok olup gidecektir. Ama Türkiye 50 yılda bile kendine gelemez artık. Bakınız Lübnan.
Mustafa MUTLU'nun yazısına buradan ulaşabilirsiniz.
Saturday, August 8, 2015
YENI GENELKURMAY BASKANI (gkb)
Cok ilginc gecen gun yeni gkb baskani hakkinda yazdigim yorum bir sekilde fb'dan kalkmis. FB'a yalakalik yaptigi icin bok atmaktansa, yorumu uzerinden yaptigim uzantinin kaldirilmis olabilecegini ve dolayisiyla benim yorumumun da bundan dolayi silinmis olabilecegini dusunup; yorumu tekrar yaziyorum. Tekrar kaldirilirsa heralde kendi siteme yazacagim. Neyse yorumum soyle idi:
"
Ulan! bilmesek yedirecekler...Bu zat ne yapmiski 1998-2000 arasi Hozat'da gorev yaparken ustun cesaret ve feragat madalyasi almis. Biz de 1999-2000 arasi Agri'da gorev yaptik, ki Agri halis mulis kurttur... 1998 - 2000 arasi dogru duzgun teror olayi bile yoktu. Kaldi ki, birakin PeKaKa'yi, biz o bolgede yasayan herkesin giydigi donun rengine kadar bilirdik. PaKaKa kus ucurtamazdi. Bunu neden anlatiyorum; Cunku; 1995-2002 arasi cok rahatti teror acisindan, ve bu rahatligin nedeni de Osman PAMUKOGLU'nun 1993-1995 arasinda yaptigi pislik temizleme operasyonlaridir. Unutmayin: Derler ki "simdiye kadar 26 sinir disi operasyon yapilmistir PeKaKa'ya karsi", ama demezlerki bu operasyonlarin 24'unu Osman PAMUKOGLU yapmistir 1993-1995 arasinda. Ondan sonra da bir bok yapilmamistir. Ondan sonra yapilan operasyonlar da cogu zaman ucakla bombalama operasyonudur, ki Turk Milleti'nin parasini carcur edip, ABD'ye bomba parasi kazandirmaktann baska bir ise yaramaz. Eyyyy Turk Milleti: PeKaKa'yi temizlemek icin ucaga, topa gerek yoktur, saglam, su gecirmez iki cift bot, ayni sekilde kamuflaj, olabildigince hafif sirt cantalari, Kalasnikof, elle atilabilecek bombalar yeterlidir. Neyse konumuz PeKaKa nasil bitirilir degil. Konumuz yeni gkb. Dedigim gibi 1998-2000 arasinda dogu ve guneydogu anadoluda dogru durust teror olayi yoktu. Nerden mi biliyorum; cunku, ben de Agri'daydim gorevimin bir bolumunu S3 subayi olarak gerceklestirdim (S2 ve S4 ile yakin calistim). Elimizin altindan baya bilgi gecti, ve ister inanin ister inanmayin, sorumlu olunan bolgede kim milli bayramlara katildi, kim katilmadiya kadar her seyi biliyorduk. Hatta bir ara Horasan'da 1nci ve 12nci mknz piyade tugayligi icin irtibat subayligi yaparken Agri, Kars, Dogubeyazit, Patnos vs. gibi yerlerdeki birliklere sevkiyat yapilmasi icin bolgedeki sivil muteahitler ile calisdim, ve soyleyebilirim ki, altlarina yapacak kadar korkarlardi askerden. (not: sivillerle askeri is yapmaktan hic hoslanmasam da, emir boyleydi. her ne kadar korksalardi bile, eminimki PeKaKa'ya casusluk yapiyorlardi.) Butun bunlara ragmen PeKaKa kus ucuramazdi. Oyle ki: iki arkadas zaman zaman Agri'dan Dogubeyazit, Erzurum, ve Van'a tek basimiza intikal ettik. Yiyosa simdi yapin. Gecen gun okudum, PeKaKa Agri - Dogubeyazit - Van yolunu kapatmis.Hadi bakalim bekliyorum ne yapacaklarini! Demek istedigim, bu zatin o donemde aldigi cesaret madalyasinin bir onemi yoktur. Cok cesaretliyse simdi kessin bakalim teroru! 2nci nokta, bu zata Ocak 2015'de ABD madalyasi verilmis, yani ABD bu zati Ocak ayinda onaylamis ve hukumete bunu gkb yapacaksiniz diye talimati vermis. 3ncu nokta, bu zat Suleyman Sah geri cekilmesi sirasinda Kara Kuvvetleri Komutan'i degil miydi? Yani hic savasmadan, Turk topraklarini dusmana teslim etmistir. Degil gkb'ligi, benim gozumde bu geri cekilmeye onay vermek bile vatana ihanettir ve divani harpte yargilanmalidir. Neden diyeceksiniz: cunku, vatan topragini savasmadan dusmana teslim etmistir, yakinda diger vatan topraklarindan da cekilirse hic sasirmayin! Komutan dedigin askerinin basinda olur, en azindan ben boyle gordum, boyle egitildim. Ne demek vatan topragindan cekilmek; eger k,i 50 kisi ile savunamayacagini dusunuyorsan, giyersin kamuflajini ve botunu gidersin askerinin basina ve o askerlerle savunursun o toprak parcasini. Eger ki, geri cekilmek gerekiyorsa, ilk once sen ve sonra da askerler orada olurler, ondan sonra geri cekilme olur. 4ncu nokta da sudur: deniyor ki aman efendim bu zat cok acik gorusluymus, okul komutanligi yaptigi sirada degisik gorusdeki insanlari cagirmis ve ogrencilere seminer verdirmis. Aman aman cok acik gorusluymus!.. Ne var ki, ayni yazida su da soyleniyor, diyet yapiyormus, hatta diyeti konusunda o kadar ciddi imis ki yaninda gorev yapanlarin da nerdeyse emir vererek diyet yapmalarini sagliyormus. Bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu? Ne acik goruslusu? Okulda degisik goruslerin dinletilmesinin nedeni tsk'i bulundugu cizgiden cikartip, abd'ci ve fethullahci cizgiye oturtmaktir. Ve bu da basariyla gerceklesmistir. Ama bugun buraya yaziyorum (daha oncede birkac kere yazdim): Oyle bir bun gelecek ki, butun bunlari tsk ve polise yapanlar, kendilerini korumak icin silahli guc arayacaklar, ama bulamayacaklar. Bulamamalarinin nedeni silahli guclerin olmayisi olmayacak; aksine kendilerine yuzde yuz biyat etmis silahli gucleri olacak, ama bu silahli gucun basindakiler (gkb'nindan tegmenine kadar) yeterli ve gerekli bilgi, cesaret, deneyim, ve de disipline sahip olmayacklar. Hepsi sofu olacak... Dusunsenize, soru calarak sinav gecen, torpille gkb'ni ya da general ya da albay yapilan olan kisilerden ne beklenir. Bu soyledigim tum devlet memurlari icin gecerli. Ama tabi silahli kuvvetlerin ayri bir onemi var: Zamani geldiginde isleri dusecek! Osmanli'ya, Iran Sahi'na, Cavusesku'ya olanlari unutmayin!
"
Not: yaziyi yazdiktan sonra, bu yaziyi kendi blog'uma koymaya karar verdim, dolayisiyla yazinin tamamini http://cemkbayram.blogspot.com/ adresinde bulabilirsiniz.
http://www.cagdasses.com/guncel/20149/yeni-genelkurmay-baskani-hulusi-akar-kimdir
"
Ulan! bilmesek yedirecekler...Bu zat ne yapmiski 1998-2000 arasi Hozat'da gorev yaparken ustun cesaret ve feragat madalyasi almis. Biz de 1999-2000 arasi Agri'da gorev yaptik, ki Agri halis mulis kurttur... 1998 - 2000 arasi dogru duzgun teror olayi bile yoktu. Kaldi ki, birakin PeKaKa'yi, biz o bolgede yasayan herkesin giydigi donun rengine kadar bilirdik. PaKaKa kus ucurtamazdi. Bunu neden anlatiyorum; Cunku; 1995-2002 arasi cok rahatti teror acisindan, ve bu rahatligin nedeni de Osman PAMUKOGLU'nun 1993-1995 arasinda yaptigi pislik temizleme operasyonlaridir. Unutmayin: Derler ki "simdiye kadar 26 sinir disi operasyon yapilmistir PeKaKa'ya karsi", ama demezlerki bu operasyonlarin 24'unu Osman PAMUKOGLU yapmistir 1993-1995 arasinda. Ondan sonra da bir bok yapilmamistir. Ondan sonra yapilan operasyonlar da cogu zaman ucakla bombalama operasyonudur, ki Turk Milleti'nin parasini carcur edip, ABD'ye bomba parasi kazandirmaktann baska bir ise yaramaz. Eyyyy Turk Milleti: PeKaKa'yi temizlemek icin ucaga, topa gerek yoktur, saglam, su gecirmez iki cift bot, ayni sekilde kamuflaj, olabildigince hafif sirt cantalari, Kalasnikof, elle atilabilecek bombalar yeterlidir. Neyse konumuz PeKaKa nasil bitirilir degil. Konumuz yeni gkb. Dedigim gibi 1998-2000 arasinda dogu ve guneydogu anadoluda dogru durust teror olayi yoktu. Nerden mi biliyorum; cunku, ben de Agri'daydim gorevimin bir bolumunu S3 subayi olarak gerceklestirdim (S2 ve S4 ile yakin calistim). Elimizin altindan baya bilgi gecti, ve ister inanin ister inanmayin, sorumlu olunan bolgede kim milli bayramlara katildi, kim katilmadiya kadar her seyi biliyorduk. Hatta bir ara Horasan'da 1nci ve 12nci mknz piyade tugayligi icin irtibat subayligi yaparken Agri, Kars, Dogubeyazit, Patnos vs. gibi yerlerdeki birliklere sevkiyat yapilmasi icin bolgedeki sivil muteahitler ile calisdim, ve soyleyebilirim ki, altlarina yapacak kadar korkarlardi askerden. (not: sivillerle askeri is yapmaktan hic hoslanmasam da, emir boyleydi. her ne kadar korksalardi bile, eminimki PeKaKa'ya casusluk yapiyorlardi.) Butun bunlara ragmen PeKaKa kus ucuramazdi. Oyle ki: iki arkadas zaman zaman Agri'dan Dogubeyazit, Erzurum, ve Van'a tek basimiza intikal ettik. Yiyosa simdi yapin. Gecen gun okudum, PeKaKa Agri - Dogubeyazit - Van yolunu kapatmis.Hadi bakalim bekliyorum ne yapacaklarini! Demek istedigim, bu zatin o donemde aldigi cesaret madalyasinin bir onemi yoktur. Cok cesaretliyse simdi kessin bakalim teroru! 2nci nokta, bu zata Ocak 2015'de ABD madalyasi verilmis, yani ABD bu zati Ocak ayinda onaylamis ve hukumete bunu gkb yapacaksiniz diye talimati vermis. 3ncu nokta, bu zat Suleyman Sah geri cekilmesi sirasinda Kara Kuvvetleri Komutan'i degil miydi? Yani hic savasmadan, Turk topraklarini dusmana teslim etmistir. Degil gkb'ligi, benim gozumde bu geri cekilmeye onay vermek bile vatana ihanettir ve divani harpte yargilanmalidir. Neden diyeceksiniz: cunku, vatan topragini savasmadan dusmana teslim etmistir, yakinda diger vatan topraklarindan da cekilirse hic sasirmayin! Komutan dedigin askerinin basinda olur, en azindan ben boyle gordum, boyle egitildim. Ne demek vatan topragindan cekilmek; eger k,i 50 kisi ile savunamayacagini dusunuyorsan, giyersin kamuflajini ve botunu gidersin askerinin basina ve o askerlerle savunursun o toprak parcasini. Eger ki, geri cekilmek gerekiyorsa, ilk once sen ve sonra da askerler orada olurler, ondan sonra geri cekilme olur. 4ncu nokta da sudur: deniyor ki aman efendim bu zat cok acik gorusluymus, okul komutanligi yaptigi sirada degisik gorusdeki insanlari cagirmis ve ogrencilere seminer verdirmis. Aman aman cok acik gorusluymus!.. Ne var ki, ayni yazida su da soyleniyor, diyet yapiyormus, hatta diyeti konusunda o kadar ciddi imis ki yaninda gorev yapanlarin da nerdeyse emir vererek diyet yapmalarini sagliyormus. Bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu? Ne acik goruslusu? Okulda degisik goruslerin dinletilmesinin nedeni tsk'i bulundugu cizgiden cikartip, abd'ci ve fethullahci cizgiye oturtmaktir. Ve bu da basariyla gerceklesmistir. Ama bugun buraya yaziyorum (daha oncede birkac kere yazdim): Oyle bir bun gelecek ki, butun bunlari tsk ve polise yapanlar, kendilerini korumak icin silahli guc arayacaklar, ama bulamayacaklar. Bulamamalarinin nedeni silahli guclerin olmayisi olmayacak; aksine kendilerine yuzde yuz biyat etmis silahli gucleri olacak, ama bu silahli gucun basindakiler (gkb'nindan tegmenine kadar) yeterli ve gerekli bilgi, cesaret, deneyim, ve de disipline sahip olmayacklar. Hepsi sofu olacak... Dusunsenize, soru calarak sinav gecen, torpille gkb'ni ya da general ya da albay yapilan olan kisilerden ne beklenir. Bu soyledigim tum devlet memurlari icin gecerli. Ama tabi silahli kuvvetlerin ayri bir onemi var: Zamani geldiginde isleri dusecek! Osmanli'ya, Iran Sahi'na, Cavusesku'ya olanlari unutmayin!
"
Not: yaziyi yazdiktan sonra, bu yaziyi kendi blog'uma koymaya karar verdim, dolayisiyla yazinin tamamini http://cemkbayram.blogspot.com/ adresinde bulabilirsiniz.
http://www.cagdasses.com/guncel/20149/yeni-genelkurmay-baskani-hulusi-akar-kimdir
Tuesday, July 21, 2015
Suruç ve Soner Yalçın (Amen)
Suruç'da insanlar ölürken niye konuyla ilgilenmiyorsun, neden alakasız yazılar paylaşıyorsun diyenler olabilir. Cevabi cok basit: "UNUTULANLAR DIŞINDA DEĞİŞEN BİRŞEY YOK". Siz bunu da unutursunuz, merak etmeyin!!! Ölen öldüğü ile kalır. 35,000 kişi ölmüş, siz unutmuşsunuz, Gezi'de ölenleri unutmuşsunuz, Soma'da ölenleri unutmuşsunuz, 30 kişiyi mi unutmayacaksınız? Bunu da unutursunuz, hiiiç merak etmeyin. Burada önemli olan Türk Milleti bok cukuruna dogru yuvarlanıyor, geri dönmek için artık çok gec; siz bunu göremiyorsunuz. Daha once yazdığım gibi "benim artık bu vakitten sonra yapacağim hiçbir sey yok", eminim ki O-CHP ve O-MHP'ye oy veren vatandaslarımız ülkeyi kurtarırlar artık. Eminim ki oy verdikleri kişiler tavuk değil, devlet adamıdır, ve de bu vatandaşlarımız verdikleri oyun karşılığını bu tavuklardan pardon kişilerden isterler ve hesabını sorarlar. Ha ha ha. Pardon son yazdığım cümleye kıçım güldü, terbiyesiz kıçım. Size her sey mustehak ey O-CHP ve O-MHP'ye oy verenler!. Daha neler olacak neler, kan gövdeyi götürecek, her yer kana bulanacak. Siz en iyisi mi PKK(HDP)'dan, hatta Fethullah'dan yardım isteyin; çünkü, sizin topunuz bir araya gelse bir bok yapamazsınız. Ama durun, PKK(HDP)'yı kullanan ABD, Fethullah'ı kullanan ABD, bu olayı yapan ABD; o zaman PKK'dan ya da Fethullah'dan iş çıkmaz. Bu durumda sıçtınız. Daha once yazdığım gibi bari en azından finansal açıdan kendinizi koruyun. Çünkü dolar çok yakında 5 TL'yi bulacak. Unutmayın bu dünyada ağlayan ya da sızlayanın değil, parası olanın dediği olur. Allah'ın dediği ise hiç olmaz. Doların üstünde yazdığı gibi, bu dünyada parası olan Allah'dır. Parası olmayanın duygu ve düşünceleri beş para etmez. Tavsiyem fazla ayakaltı olmayan yerlerden taşınnmaz mal alın. Bu olayı kim, nasıl, neden yaptıya girmiyorum; cunku bu sorunun cevabı hem belli, hem de önemli değil. İsteyen dünyadaki büyük önderlerden biri olan Ernesto Che Guevara 'nın "Guerilla Warfare" adlı kitabını okuyabilir. 1984'den beri herşey bu kitaba uygun olarak harfiyen gerçcekleşiyor. SONUÇ: Turk Milleti cok yakında bok cukurunda bulacak kendini.
Güzel ve doğru bir yazı Soner Yalçın... Senin gibi sadece ve sadece 3-5 kisi var bu ülkede. Batı taaaaaa ki Hitler ortadoğuya el atana kadar Hitler'i durdurmaya çalışmamıştır (Ortadoğu'da da Batı'yı harekete geçirecek ne olduğunu da biliyoruz. Yoksa Yahudiler öldürülmüş öldürülmemiş kimsenin umrunda değildi). Hatta ve hatta tam tersine o dönemde Almanya'da güçlenmekte olan sosyalist partinin önüne geçmek için Hitler'e destek vermiştir. Bu destekle Hitler ilk önce Almanya'daki sosyalistleri katletmiştir. Nasıl ki 1970-1980'de Türkiye'de güçlenmekte olan Sol akımın katledilmesi fetvasını verdiyse Batı ve bu yolda Ülkü ocaklarını kullandı ise, o dönemde de Hitleri kullandı. Tarih sadece tekerrürden ibarettir; değişen sadece kişiler ve teknolojidir; onun için ona buna ağlanıp sızlanmak yerine, seçimden seçime sandığa gitmek yerine biraz tarih öğrenmenizi salık veririm ey O-CHP ve O-MHP'ye oy verenler.
Soner Yalçın - Amen
Güzel ve doğru bir yazı Soner Yalçın... Senin gibi sadece ve sadece 3-5 kisi var bu ülkede. Batı taaaaaa ki Hitler ortadoğuya el atana kadar Hitler'i durdurmaya çalışmamıştır (Ortadoğu'da da Batı'yı harekete geçirecek ne olduğunu da biliyoruz. Yoksa Yahudiler öldürülmüş öldürülmemiş kimsenin umrunda değildi). Hatta ve hatta tam tersine o dönemde Almanya'da güçlenmekte olan sosyalist partinin önüne geçmek için Hitler'e destek vermiştir. Bu destekle Hitler ilk önce Almanya'daki sosyalistleri katletmiştir. Nasıl ki 1970-1980'de Türkiye'de güçlenmekte olan Sol akımın katledilmesi fetvasını verdiyse Batı ve bu yolda Ülkü ocaklarını kullandı ise, o dönemde de Hitleri kullandı. Tarih sadece tekerrürden ibarettir; değişen sadece kişiler ve teknolojidir; onun için ona buna ağlanıp sızlanmak yerine, seçimden seçime sandığa gitmek yerine biraz tarih öğrenmenizi salık veririm ey O-CHP ve O-MHP'ye oy verenler.
Soner Yalçın - Amen
Tuesday, July 15, 2014
KICIMLA GULUYORUM
(ilk yayinlanma Tarihi: 15 Temmuz 2014)
Uzun zamandar burada birsey yazmiyorum, bundan sonra da pek yazacagimi sanmiyorum. Cunku; artik konusacak ve yazacak birsey kalmadi. Amma velakin ne yapalim ki ulkede konusmasi, yazmasi, cizmesi gerekenler; ve dahi bu konusmalari, yazilari eyleme dokmesi gerekenler bu isleri yapmayinca, is dilimiz dondugu kadari ile bize kaliyor. Benim secimle sepetle pek isim olmaz; nedeni ise dunya gorusu olarak secime sepete inanmam. Bana gore “demokrasi” ve de onun bir uzantisi olan secimler Din’den sonra dunya uzerinde insan oglunun icat ettigi en buyuk buluslardan birisidir. Bu ikisi de buyuk topluluklari idare edebilmek icin insan oglu tarafindan yapay olarak uretilmistir. Ilk once Din ortaya atilmistir, ve insanlari Tanri/Allah korkusu ile o ya da bu yone suruklemek icin kullanilmistir. Dinin etkisinin bir kisim insan topluluklari uzerindeki etkisi ortadan kalkinca da secim sistemleri ortaya cikartilmistir. Ikisinin de asil amaci bazi kisi ya da gruplarin buyuk topluluklari istedikleri yone dogru surukleyebilmesini saglamaktir. Bundan dolayidir ki, ben secim sepet olayina inanmam. Bu yaziyi yazmamdaki tek amacim ise ozellikle son 5 yilda o ya da bu sekilde CeHaPe ya da MeHaPe’ye oy veren kesimlerler dalga gecmektir.
Ne diyeyim, son bir birbucuk aydir falan kicimla guluyorum; ozellikle CeHaPe’ye oy verenlerin durumuna. Ne yapayim? Gulecek baska bir taraf bulamadim. CeHaPe’nin basindaki zat ke-mal bey ve saz arkadaslari CeHaPe’ye son 5 yildir oy verenlerle dalga geciyor ve bu insanciklara aptal muamelesi yapiyorlar. Ama haklidir da ke-mal bey. Bu insanlar aptalin dibidir. Siz eger ki ke-mal bey’in her yaptigina ses cikarmaz, kendi ideolojiniz dogrultusunda ke-mal bey’i ve saz arakadaslarini elestirmez, yonlendirmez, ve bu dogrultuda yapilmayan eylemler icin ke-mal bey ve saz arkadaslarini cezalandirmazsaniz; onlar da size dangalak muamelesi yaparlar, ve haklidirlarda. Aziz Nesin’in bir lafi vardir “Turk Milleti’nin %60’i aptaldir” diye. Ya da buna benzer bir laf, simdi burda yalnis soylemeyelim. Aziz Nesin dogru soylemis; ama her ne kadar Aziz Nesin’i duzeltmek bizim haddimize olmasa da, ben ufak bir ekleme yapacagim. Bence bu cumleyi esasinda “CeHaPe’ye oy verenlerin %60 aptaldir” diye degistirmek lazim. Neden diyeceksiniz? Soyle: CeHaPe tabani hep "siradan" vatandas ile dalga gecer: “efendim AKP’ye oy verenler cahil, neye oy verdiklerini bilmiyorlar”, “efendim AKP’ye oy verenler bilincsiz, 1 kilo pirince oy veriyorlar” falan diye. Ben bunun tam tersini soyluyorum esasinda CeHaPe oy verenler asil mantigi ile dusunmeyenler, hicbir dunya gorusu olmayanlar, neye oy verdigini bilmeyenler, ve cahillerden olusuyor. Bakin AKP’ye iki tur insan oy verir 1) Gercekten AKP’nin yaptiklarina ya da yapacaklarina inananlar, 2) O ya da bu sekilde AKP’den nemalananlar. Bu nemalar 1 kilo pirinc gibi cuzi de olabilir, 1 milyar dolarlik bir ihale de olabilir. Her halukarda bir mantik silsilesi vardir bu oy vermede. CeHaPe’ye oy verenler ne bokuma oy veriyorlar, onu bilemiyorum. Bir ideoloji yok, bir nema yok, hicbir neden yok. Tek neden “Aman AKP gitsin”. Bu kadar sacma sapan bir neden olabilir mi? Siz iste boyle yaptiginiz icin ke-mal bey sizin karsiniza simdi de Cumhuriyet ve Ataturk dusmani, saltanatci, adi bile Turkce olmayan bir sarlatani aday diye gosterdi. Eeee ne yapalim sizler hak ettininiz. Bence ke-mal bey az bile yapti: Bence CeHaPe anayasa degisikligi onergesi versin: Cumhurbaskanligi makamini Iran’da oldugu gibi dini liderlik makamina cevirsinler, ve hatta Feto’yu da o makama aday gostersinler. CeHaPe tabanina bu daha cok yakisir, CeHaPe tabani da bunu kabul eder. Hatta ve hatta bir adim daha ileri goturelim, bence Apo’yu affetsinler ve onu Cumhurbaskani adayi gostersinler. Boylelikle %7’lik BDP oylarini da alirlar. Ya da Feto dini lider olsun, Apo’da basbakan olsun. Muhtesem ikili olur. ke-mal bey de yanlarinda degnekcilik yapar. Muhtesem uclu olurlar. Kim tutar size ondan sonra. Amac AKP’yi indirip basa gecmek degil mi? CeHaPe tabani bunu da kabul eder? Misler gibi iste.
Hadi CeHaPe tabani aptalligin vardigi son noktada bilincsiz, amacsiz, ve idelojisiz olarak ahmaklik icinde surunuyor, ben CeHaPe’nin icindeki bazi milletvekillerine soyleyecek soz bulamiyorum. Bunlardan bir kaci Muharrem Ince, Emine Ulker Tarhan, ve bunlara benzer milletvekilleri. Orda burda ona buna horozlaniyordunuz, ne oldu simdi de Ataturk ve Cumhuriyet dusmani neyi dugu belli olmayan, Turk bile olmayan Arap bozmasi bir sarlatani Ataturk icin kurulmus bir makama kendi partinizin aday gostermesine tepki gosteremiyorsunuz. Eger ki karsi aday cikartacak kadar adam bulamadiysaniz, sizlere yakisan partinizden istifa edip desteginizi cekmektir, bunu yapamiyorsaniz tuh size, yaziklar olsun. Sizler kimlere hizmet ediyorsunuz? Kimlerden korkuyorsunuz? Hangi cikarlarin pesindesiniz de gikiniz cikmiyor! Biz biliyoruz sizlerin kimlerden direktif aldiginizi! Demekki lafla peynir gemisi yurumuyormus, eyleme donusmedikten sonra lafin bir anlami yokmus. Allah hepinizin belasini versin, ben sizlerle ayni adaya ya da ayni partiye birak oy vermegi, artik sizinle cenaze namazi bile kilmam.
Son olarak da bu sarlatani destekleme yazisi yazan, konusmalar yapan ve de kendinin CeHaPe tabani olarak tanimlayan gazeteci yazar bozuntularina sesleniyorum. Sizin gibi adamlar olmaz olsun. Cogunuzu adam bilirdik, sayar ve severdik. Yok efendim erdogan kasiyormus da, e-kemalettin rahatlatiyormus falan filan… Keske hic agzinizi acmasaydiniz da sizi adam bilmeye devam etseydik, gazeteci bozuntulari! Ataturk ve Turk Topraklari icin topraga dusmus butun sehitlerimiz mezarlarinda ters donmus yatiyorlar su anda sizlerin ve yukaridaki milletvekili bozuntularinin yuzunden.
Ben acik ve net soyleyeyim ben ya oy vermeyecegim bu secimde, ya da oyumu zati-sahanelerine verecegim; amma velakin kesinlikle e-kemalettine vermeyecegim. Ve goreceksiniz zati-sahaneleri bu secimi de e-kemalettine karsi 8-0 acik ara kazanacak, CeHaPe ve MeHaPe tabani da babayi alacak. Sozlerimi burada bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Hikayemizin adi “ke-mal ile e-kemalettinin maceralari:
Ne diyeyim, son bir birbucuk aydir falan kicimla guluyorum; ozellikle CeHaPe’ye oy verenlerin durumuna. Ne yapayim? Gulecek baska bir taraf bulamadim. CeHaPe’nin basindaki zat ke-mal bey ve saz arkadaslari CeHaPe’ye son 5 yildir oy verenlerle dalga geciyor ve bu insanciklara aptal muamelesi yapiyorlar. Ama haklidir da ke-mal bey. Bu insanlar aptalin dibidir. Siz eger ki ke-mal bey’in her yaptigina ses cikarmaz, kendi ideolojiniz dogrultusunda ke-mal bey’i ve saz arakadaslarini elestirmez, yonlendirmez, ve bu dogrultuda yapilmayan eylemler icin ke-mal bey ve saz arkadaslarini cezalandirmazsaniz; onlar da size dangalak muamelesi yaparlar, ve haklidirlarda. Aziz Nesin’in bir lafi vardir “Turk Milleti’nin %60’i aptaldir” diye. Ya da buna benzer bir laf, simdi burda yalnis soylemeyelim. Aziz Nesin dogru soylemis; ama her ne kadar Aziz Nesin’i duzeltmek bizim haddimize olmasa da, ben ufak bir ekleme yapacagim. Bence bu cumleyi esasinda “CeHaPe’ye oy verenlerin %60 aptaldir” diye degistirmek lazim. Neden diyeceksiniz? Soyle: CeHaPe tabani hep "siradan" vatandas ile dalga gecer: “efendim AKP’ye oy verenler cahil, neye oy verdiklerini bilmiyorlar”, “efendim AKP’ye oy verenler bilincsiz, 1 kilo pirince oy veriyorlar” falan diye. Ben bunun tam tersini soyluyorum esasinda CeHaPe oy verenler asil mantigi ile dusunmeyenler, hicbir dunya gorusu olmayanlar, neye oy verdigini bilmeyenler, ve cahillerden olusuyor. Bakin AKP’ye iki tur insan oy verir 1) Gercekten AKP’nin yaptiklarina ya da yapacaklarina inananlar, 2) O ya da bu sekilde AKP’den nemalananlar. Bu nemalar 1 kilo pirinc gibi cuzi de olabilir, 1 milyar dolarlik bir ihale de olabilir. Her halukarda bir mantik silsilesi vardir bu oy vermede. CeHaPe’ye oy verenler ne bokuma oy veriyorlar, onu bilemiyorum. Bir ideoloji yok, bir nema yok, hicbir neden yok. Tek neden “Aman AKP gitsin”. Bu kadar sacma sapan bir neden olabilir mi? Siz iste boyle yaptiginiz icin ke-mal bey sizin karsiniza simdi de Cumhuriyet ve Ataturk dusmani, saltanatci, adi bile Turkce olmayan bir sarlatani aday diye gosterdi. Eeee ne yapalim sizler hak ettininiz. Bence ke-mal bey az bile yapti: Bence CeHaPe anayasa degisikligi onergesi versin: Cumhurbaskanligi makamini Iran’da oldugu gibi dini liderlik makamina cevirsinler, ve hatta Feto’yu da o makama aday gostersinler. CeHaPe tabanina bu daha cok yakisir, CeHaPe tabani da bunu kabul eder. Hatta ve hatta bir adim daha ileri goturelim, bence Apo’yu affetsinler ve onu Cumhurbaskani adayi gostersinler. Boylelikle %7’lik BDP oylarini da alirlar. Ya da Feto dini lider olsun, Apo’da basbakan olsun. Muhtesem ikili olur. ke-mal bey de yanlarinda degnekcilik yapar. Muhtesem uclu olurlar. Kim tutar size ondan sonra. Amac AKP’yi indirip basa gecmek degil mi? CeHaPe tabani bunu da kabul eder? Misler gibi iste.
Hadi CeHaPe tabani aptalligin vardigi son noktada bilincsiz, amacsiz, ve idelojisiz olarak ahmaklik icinde surunuyor, ben CeHaPe’nin icindeki bazi milletvekillerine soyleyecek soz bulamiyorum. Bunlardan bir kaci Muharrem Ince, Emine Ulker Tarhan, ve bunlara benzer milletvekilleri. Orda burda ona buna horozlaniyordunuz, ne oldu simdi de Ataturk ve Cumhuriyet dusmani neyi dugu belli olmayan, Turk bile olmayan Arap bozmasi bir sarlatani Ataturk icin kurulmus bir makama kendi partinizin aday gostermesine tepki gosteremiyorsunuz. Eger ki karsi aday cikartacak kadar adam bulamadiysaniz, sizlere yakisan partinizden istifa edip desteginizi cekmektir, bunu yapamiyorsaniz tuh size, yaziklar olsun. Sizler kimlere hizmet ediyorsunuz? Kimlerden korkuyorsunuz? Hangi cikarlarin pesindesiniz de gikiniz cikmiyor! Biz biliyoruz sizlerin kimlerden direktif aldiginizi! Demekki lafla peynir gemisi yurumuyormus, eyleme donusmedikten sonra lafin bir anlami yokmus. Allah hepinizin belasini versin, ben sizlerle ayni adaya ya da ayni partiye birak oy vermegi, artik sizinle cenaze namazi bile kilmam.
Son olarak da bu sarlatani destekleme yazisi yazan, konusmalar yapan ve de kendinin CeHaPe tabani olarak tanimlayan gazeteci yazar bozuntularina sesleniyorum. Sizin gibi adamlar olmaz olsun. Cogunuzu adam bilirdik, sayar ve severdik. Yok efendim erdogan kasiyormus da, e-kemalettin rahatlatiyormus falan filan… Keske hic agzinizi acmasaydiniz da sizi adam bilmeye devam etseydik, gazeteci bozuntulari! Ataturk ve Turk Topraklari icin topraga dusmus butun sehitlerimiz mezarlarinda ters donmus yatiyorlar su anda sizlerin ve yukaridaki milletvekili bozuntularinin yuzunden.
Ben acik ve net soyleyeyim ben ya oy vermeyecegim bu secimde, ya da oyumu zati-sahanelerine verecegim; amma velakin kesinlikle e-kemalettine vermeyecegim. Ve goreceksiniz zati-sahaneleri bu secimi de e-kemalettine karsi 8-0 acik ara kazanacak, CeHaPe ve MeHaPe tabani da babayi alacak. Sozlerimi burada bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Hikayemizin adi “ke-mal ile e-kemalettinin maceralari:
"
Bir varmis, bir yokmus, evvel zaman icinde, kalbur saman icinde, deve tellal iken, pire berber iken, cok cok uzaklarda bir ulke varmis. Bu ulkenin basinda zevk ve sefalarina duskun padisahlar varmis. Oyleki, halk yokluk, kitlik ve cahillik icinde kivranirken, bu padisahlar baska ulkelerden sogani zamanin parasi ile $70000 olan milyonlarca laleyi getirtip, dort bir yana ektiriyorlarmis; bunununla da kalmayip, kiclarini yikadiklari ibriklere kadar kullandiklari herseyi altindan yaptiriyorlarmis. Butun bunlari yaparken, bu padisahlar halklarina ne egitim alaninda, ne ekonomik alanda, ne de teknoloji alaninda yatirim yapmamislar. Hatta ve hatta vakti zamaninda gecim kaynagi savas sanatini kullanmak olan bu halki, oyle bir duruma getirmisler ki, halk miskinlerden, sofulardan, miyminti insanlardan olusur olmus. Eeeee gelir yok, olan parayi kicina basina sivamak cok; hazira dag dayanmaz tabi; gel zaman, git zaman, para suyunu cekmiisss! Para suyunu cekince ne olacak, ulkenin topraklarini satmaya baslamislar; ordan gelen parayi da kiclarina baslarina sivamaya devam etmisler. Eee tabi baslarda bu topraklari para ile alanlar aptal mi? Dusunmusler tasinmislar, demisler biz bu topraklara neden para veriyoruz, biz bu miskin, sofu, bes para etmez padisahlara niye akil parasi veriyoruz ki deyip, allem edip, kallem edip, bu ulkeyi buyuk bir savasin icine sokmuslar. Tabiki savasa girmeden bu savasin sonucu belli imis: ne olursa olsun, bu padislarin ulkesi savasi kaybedecek ve ulkenin topraklari diger ulkeler arasinda paylasilacakmis. Nitekim, oyle de olmus. Miskin, sofu, flut, ud, ve bunun gibi muzik aletlerini calmaktan baska bir ise yaramayan bu padisahlarin ulkesi savasi kaybetmis, ve sonunda ulke param parca olmus. Ulkeyi isgal eden isgalci kuvvetler, bu ulke vatandaslarinin varina yoguna el koymaya baslamislar. Bu padisahlar o kadar igrenc karakterli insanlarmis ki, ulke ve ulkenin halki bu halde iken bile kendi zevki sefalarini korumak icin her turlu pislige ve her turlu dayatmaya evet demisler; yeter ki, kendileri yasadiklari hayat standartlarini koruyabilsinlermis. Bu ulkenin halki miskin, korkak, ve sofu oldugu icin bu padisahlarin ve isgalci ulkelerin planlari tikir tikir ilerliyormus. Amma velakin hesaba katmadiklari birsey varmis. Bu ulkenin icinde dahi bir cocuk dogmus, ve olan biteni egitiminin de yardimi ile cok iyi goruyormus. Ustune ustelik bu cocuk cok zeki ve cok cesurmus. Hicbirseyden korkmazmis. Bu cocuk, elde yok, avucta yokken, halktan bir ordu yaratmis ve bu ordunun basina gecmis. Ilk once yaratttigi ordugu iyice egitmis, ondan sonra da isgalci kuvvetlerin ustune yurumus; isgalci kuvvetler arkalarina bakmadan kacmislar. Sira halki egitmeye, bilinclendirmeye, ve miskin padisahlarin yoksul biraktigi halki kalkindirmaya gelmis. Bunun icin de bu dahi cocuk ilke ve devrimler ortaya sunmus. Bu ilkeler: Cumhuriyetcilik, Halkcilik, Laiklik, Devrimcilik, Milliyetcilik, ve Devletcilikmis. Bu ilkelerin yani sira birer birer de devrimler yapmaya baslamis. Tabiki en buyuk devrimi emperyalizme karsi kazandigi savas ve ustune saltanati kaldirarak kurdugu Cumhuriyetmis. Hersey cok yolunda gidiyormus; amma bu dahi cocugun yaptiklari savasi kaybeden ulkelerin siyasi ve ekonomik amaclarina uymuyormus. Bu ulkeler, bu dahi cocugun varligindan cok rahatsizlarmis. Ne yapsak ne etsek demisler; sonunda bu dahi cocugu yavas yavas zehirlemeye karar vermisler. Nitekim, planlari basariya ulasmis, dahi cocugun karacigeri yavas yavas verilen zehirlerden dolayi iflas etmis. Tabi, bu ulkeler yaptiklarina kilif uydurmuslar. Demisler ki, bu dahi cocuk cok icki iciyordu, onun icin karacigeri iflas etti. Sonunda dahi cocuk yapmak istediklerini daha bitiremeden olmuuussss. Yerine hemen daha niteliksiz, daha cekingen, daha korkak olan ulkenin ikinci adamini getirmisler. Bu ikinci adam dahi cocugun kurdugu partinin basina gecmis, ama yeterince ileri gorus sahibi olmadigi ve de yeterince dirayetli olmadigi icin yarim kalan islerin hicbirini bitirememis. Bitiremedigi gibi, savasi kaybeden ulkelerin adamlari, bu ulkede cirit atmaya baslamislar; oyle ki, cesitli partiler kurmuslar, bu partilerin iclerine dahi cocugun ilkelerine dusman adamlar yetistirerek yerlestirmisler. Ulke oyle bir duruma dusmus ki, miskin, sofu, bes para etmez padisahlik zamanina geri donmus. Gel zaman git zaman, ulke geriye gitmeye devam etmis. Ancak, hal boyle iken bile ulkenin belirli noktalarinda yine de dahi cocugun ilkelerine bagli insanlar varmis. Bu insanlari berteraf etmek icin savasi kaybeden ulkeler zaman icinde iki sey yapmislar: 1) Dahi cocugun 6 ilkesinden (Cumhuriyetcilik, Halkcilik, Laiklik, Devrimcilik, Milliyetcilik, ve Devletcilik), kendilerine hicbir zarari olmayan bir ilkeyi (Laiklik) secerek, dahi cocugun ilkelerine bagli olduklarini sanan bu kesimin eline bir loli-pop gibi vermisler. Bu Laiklik ilkesi, her ne kadar akillica bir ilke olmasina ragmen (cunku, isin en basinda bu ulkenin halkini miskin, sofu duruma dusuren tek sey dinmis), diger ilkeler ile karsilastirildiginda konusulmasi ve tartisilmasinda, kapitalizm ve kapitalizmin vardigi son nokta olan emperyalizme karsi hicbir zarari olmayacak bir ilke imis. Bu ilke dahi cocugun ilkelerini anladigini sanan halkin bu kesimine sanki dunyanin en onemli ilkesi imis gibi ogetilmeye baslanmis. Ayni kisiler, halkin karsi kesimine ise, bu ilke sanki dunyanin en kotu ilkesi imis gibi ogretmis. Boylece halk ikiye bolunmus, ve aralarinda bu ilke hakkinda sonu gelmez bir catisma baslamis. Esas olan amac ise bu ulkenin halkina kapitalizm ve ozellikle de emperyalizm’e karsi olan diger 5 ilkeyi unutturmakmis ki bu ulkenin dusmanlari bu amaclarinda cok buyuk bir basariya ulasmislar. 2) Birinci planin basariya ulasmasindan sonra, sira ulkenin parcalanip bolusulmesine gelmis (tipki padisahlarin zamaninda paylasilmak istenmesi gibi). Ilk olarak: vasifsiz, kisiliksiz, herhangi bir dunya gorusu olmayan, bilgisiz, beceriksiz, disa bagimli kisiler secilerek, ulkenin onemli noktalarina (yasama ve yurutme) getirilmisler. Bu konuda da basariya ulasilindiktan sonra ulkenin muhalif kesiminin basina da ayni nitelikte (niteliksizlikte) insanlar yerlestirmeye baslamislar. Bu plan, ilk once yargi ve muhalefet partileri ile baslamis; daha sonra da ordu ile devam etmis. Son olarakta ulkeyi temsil eden devlet baskanligi makami ile noktalanmasi planlanmis. Artik bu noktadan sonra geriye donus yokmus. Butun bu olanlarin en acikli tarafi ise kendini "okumus" diye tasvir eden kitlenin yillarca bu oyunlarin icinde kalip, hala olan biteni anlayamamasi imis. Bu kesim kendini tasvir ettiginin aksine ogrenme ozurlu bir kesim imis. Sozum ona ulkeyi kurtarmak icin ayni seyleri tekrar ve tekrar yapiyor, ama farkli sonuclar almayi umit ediyormus. Ulkenin yok olmasindan hemen once bu kesimin yaptigi ve farkli sonuclar almayi umit ettigi bazi seyler sunlarmis: 1) Bu ulkenin en buyuk iki sehrinde emperyalizmin kucaginda buyuyen iki donme muhalefet adayina oy vermek; 2) Bu ulkenin devlet baskanligi seciminde ulkenin dahi cocugunun can dusmani, dahi cocugunun koydugu ilkelerin can dusmani, padisahlik duzenini geri getirmek isteyen bir zihniyete sahip olan, adinin bile o ulkenin ana dilinde yer almadigi bir zata oy vermek, 3) Secimden secime secim kazanilacagini sanmak, 4) Secimle sepetle gelinen noktadan donulebilecegini sanip, kicini kaldirmadan ulkeyi kurtarmayi umit etmek, 5) En buyuk yanilgisi ise, dahi cocugun ilkelerini anladigini sanmak, bu ilkelerin Laiklik’den ibaret oldugunu sanmak (ki bu ilkeyi bile anlamamak); ama bunun yaninda kapitalizm ile kucak kucaga yasamak, onu desteklemekmis. 6 ilkenin bir tanesini bile anlamamakmis!
Bu ulkenin kurtulusu ise yine kendini "okumamis" diye tasvir eden sinifin elinde imis. Eger ki bu sinif isterse bu ulke kendini diger ulkelerin elinden kurtaracakmis; eger istemez ise de bu ulke tarihin sayfalarindaki yerine alacakmiiisss."
Bir varmis, bir yokmus, evvel zaman icinde, kalbur saman icinde, deve tellal iken, pire berber iken, cok cok uzaklarda bir ulke varmis. Bu ulkenin basinda zevk ve sefalarina duskun padisahlar varmis. Oyleki, halk yokluk, kitlik ve cahillik icinde kivranirken, bu padisahlar baska ulkelerden sogani zamanin parasi ile $70000 olan milyonlarca laleyi getirtip, dort bir yana ektiriyorlarmis; bunununla da kalmayip, kiclarini yikadiklari ibriklere kadar kullandiklari herseyi altindan yaptiriyorlarmis. Butun bunlari yaparken, bu padisahlar halklarina ne egitim alaninda, ne ekonomik alanda, ne de teknoloji alaninda yatirim yapmamislar. Hatta ve hatta vakti zamaninda gecim kaynagi savas sanatini kullanmak olan bu halki, oyle bir duruma getirmisler ki, halk miskinlerden, sofulardan, miyminti insanlardan olusur olmus. Eeeee gelir yok, olan parayi kicina basina sivamak cok; hazira dag dayanmaz tabi; gel zaman, git zaman, para suyunu cekmiisss! Para suyunu cekince ne olacak, ulkenin topraklarini satmaya baslamislar; ordan gelen parayi da kiclarina baslarina sivamaya devam etmisler. Eee tabi baslarda bu topraklari para ile alanlar aptal mi? Dusunmusler tasinmislar, demisler biz bu topraklara neden para veriyoruz, biz bu miskin, sofu, bes para etmez padisahlara niye akil parasi veriyoruz ki deyip, allem edip, kallem edip, bu ulkeyi buyuk bir savasin icine sokmuslar. Tabiki savasa girmeden bu savasin sonucu belli imis: ne olursa olsun, bu padislarin ulkesi savasi kaybedecek ve ulkenin topraklari diger ulkeler arasinda paylasilacakmis. Nitekim, oyle de olmus. Miskin, sofu, flut, ud, ve bunun gibi muzik aletlerini calmaktan baska bir ise yaramayan bu padisahlarin ulkesi savasi kaybetmis, ve sonunda ulke param parca olmus. Ulkeyi isgal eden isgalci kuvvetler, bu ulke vatandaslarinin varina yoguna el koymaya baslamislar. Bu padisahlar o kadar igrenc karakterli insanlarmis ki, ulke ve ulkenin halki bu halde iken bile kendi zevki sefalarini korumak icin her turlu pislige ve her turlu dayatmaya evet demisler; yeter ki, kendileri yasadiklari hayat standartlarini koruyabilsinlermis. Bu ulkenin halki miskin, korkak, ve sofu oldugu icin bu padisahlarin ve isgalci ulkelerin planlari tikir tikir ilerliyormus. Amma velakin hesaba katmadiklari birsey varmis. Bu ulkenin icinde dahi bir cocuk dogmus, ve olan biteni egitiminin de yardimi ile cok iyi goruyormus. Ustune ustelik bu cocuk cok zeki ve cok cesurmus. Hicbirseyden korkmazmis. Bu cocuk, elde yok, avucta yokken, halktan bir ordu yaratmis ve bu ordunun basina gecmis. Ilk once yaratttigi ordugu iyice egitmis, ondan sonra da isgalci kuvvetlerin ustune yurumus; isgalci kuvvetler arkalarina bakmadan kacmislar. Sira halki egitmeye, bilinclendirmeye, ve miskin padisahlarin yoksul biraktigi halki kalkindirmaya gelmis. Bunun icin de bu dahi cocuk ilke ve devrimler ortaya sunmus. Bu ilkeler: Cumhuriyetcilik, Halkcilik, Laiklik, Devrimcilik, Milliyetcilik, ve Devletcilikmis. Bu ilkelerin yani sira birer birer de devrimler yapmaya baslamis. Tabiki en buyuk devrimi emperyalizme karsi kazandigi savas ve ustune saltanati kaldirarak kurdugu Cumhuriyetmis. Hersey cok yolunda gidiyormus; amma bu dahi cocugun yaptiklari savasi kaybeden ulkelerin siyasi ve ekonomik amaclarina uymuyormus. Bu ulkeler, bu dahi cocugun varligindan cok rahatsizlarmis. Ne yapsak ne etsek demisler; sonunda bu dahi cocugu yavas yavas zehirlemeye karar vermisler. Nitekim, planlari basariya ulasmis, dahi cocugun karacigeri yavas yavas verilen zehirlerden dolayi iflas etmis. Tabi, bu ulkeler yaptiklarina kilif uydurmuslar. Demisler ki, bu dahi cocuk cok icki iciyordu, onun icin karacigeri iflas etti. Sonunda dahi cocuk yapmak istediklerini daha bitiremeden olmuuussss. Yerine hemen daha niteliksiz, daha cekingen, daha korkak olan ulkenin ikinci adamini getirmisler. Bu ikinci adam dahi cocugun kurdugu partinin basina gecmis, ama yeterince ileri gorus sahibi olmadigi ve de yeterince dirayetli olmadigi icin yarim kalan islerin hicbirini bitirememis. Bitiremedigi gibi, savasi kaybeden ulkelerin adamlari, bu ulkede cirit atmaya baslamislar; oyle ki, cesitli partiler kurmuslar, bu partilerin iclerine dahi cocugun ilkelerine dusman adamlar yetistirerek yerlestirmisler. Ulke oyle bir duruma dusmus ki, miskin, sofu, bes para etmez padisahlik zamanina geri donmus. Gel zaman git zaman, ulke geriye gitmeye devam etmis. Ancak, hal boyle iken bile ulkenin belirli noktalarinda yine de dahi cocugun ilkelerine bagli insanlar varmis. Bu insanlari berteraf etmek icin savasi kaybeden ulkeler zaman icinde iki sey yapmislar: 1) Dahi cocugun 6 ilkesinden (Cumhuriyetcilik, Halkcilik, Laiklik, Devrimcilik, Milliyetcilik, ve Devletcilik), kendilerine hicbir zarari olmayan bir ilkeyi (Laiklik) secerek, dahi cocugun ilkelerine bagli olduklarini sanan bu kesimin eline bir loli-pop gibi vermisler. Bu Laiklik ilkesi, her ne kadar akillica bir ilke olmasina ragmen (cunku, isin en basinda bu ulkenin halkini miskin, sofu duruma dusuren tek sey dinmis), diger ilkeler ile karsilastirildiginda konusulmasi ve tartisilmasinda, kapitalizm ve kapitalizmin vardigi son nokta olan emperyalizme karsi hicbir zarari olmayacak bir ilke imis. Bu ilke dahi cocugun ilkelerini anladigini sanan halkin bu kesimine sanki dunyanin en onemli ilkesi imis gibi ogetilmeye baslanmis. Ayni kisiler, halkin karsi kesimine ise, bu ilke sanki dunyanin en kotu ilkesi imis gibi ogretmis. Boylece halk ikiye bolunmus, ve aralarinda bu ilke hakkinda sonu gelmez bir catisma baslamis. Esas olan amac ise bu ulkenin halkina kapitalizm ve ozellikle de emperyalizm’e karsi olan diger 5 ilkeyi unutturmakmis ki bu ulkenin dusmanlari bu amaclarinda cok buyuk bir basariya ulasmislar. 2) Birinci planin basariya ulasmasindan sonra, sira ulkenin parcalanip bolusulmesine gelmis (tipki padisahlarin zamaninda paylasilmak istenmesi gibi). Ilk olarak: vasifsiz, kisiliksiz, herhangi bir dunya gorusu olmayan, bilgisiz, beceriksiz, disa bagimli kisiler secilerek, ulkenin onemli noktalarina (yasama ve yurutme) getirilmisler. Bu konuda da basariya ulasilindiktan sonra ulkenin muhalif kesiminin basina da ayni nitelikte (niteliksizlikte) insanlar yerlestirmeye baslamislar. Bu plan, ilk once yargi ve muhalefet partileri ile baslamis; daha sonra da ordu ile devam etmis. Son olarakta ulkeyi temsil eden devlet baskanligi makami ile noktalanmasi planlanmis. Artik bu noktadan sonra geriye donus yokmus. Butun bu olanlarin en acikli tarafi ise kendini "okumus" diye tasvir eden kitlenin yillarca bu oyunlarin icinde kalip, hala olan biteni anlayamamasi imis. Bu kesim kendini tasvir ettiginin aksine ogrenme ozurlu bir kesim imis. Sozum ona ulkeyi kurtarmak icin ayni seyleri tekrar ve tekrar yapiyor, ama farkli sonuclar almayi umit ediyormus. Ulkenin yok olmasindan hemen once bu kesimin yaptigi ve farkli sonuclar almayi umit ettigi bazi seyler sunlarmis: 1) Bu ulkenin en buyuk iki sehrinde emperyalizmin kucaginda buyuyen iki donme muhalefet adayina oy vermek; 2) Bu ulkenin devlet baskanligi seciminde ulkenin dahi cocugunun can dusmani, dahi cocugunun koydugu ilkelerin can dusmani, padisahlik duzenini geri getirmek isteyen bir zihniyete sahip olan, adinin bile o ulkenin ana dilinde yer almadigi bir zata oy vermek, 3) Secimden secime secim kazanilacagini sanmak, 4) Secimle sepetle gelinen noktadan donulebilecegini sanip, kicini kaldirmadan ulkeyi kurtarmayi umit etmek, 5) En buyuk yanilgisi ise, dahi cocugun ilkelerini anladigini sanmak, bu ilkelerin Laiklik’den ibaret oldugunu sanmak (ki bu ilkeyi bile anlamamak); ama bunun yaninda kapitalizm ile kucak kucaga yasamak, onu desteklemekmis. 6 ilkenin bir tanesini bile anlamamakmis!
Bu ulkenin kurtulusu ise yine kendini "okumamis" diye tasvir eden sinifin elinde imis. Eger ki bu sinif isterse bu ulke kendini diger ulkelerin elinden kurtaracakmis; eger istemez ise de bu ulke tarihin sayfalarindaki yerine alacakmiiisss."
Subscribe to:
Posts (Atom)